Odamız Türk Sanat Müziği Korosu’nun “Doğumunun 100. Yılında Devlet Sanatçısı Prof. Dr. Alaeddin YAVAŞCA’yı Anma Konseri”

17. yaşını kutladığımız Odamız Türk Sanat Müziği Korosu, Geleneksel Tıp Bayramı Konseri’nde değerli hekim ve Türk müziğinin büyük üstâdı Devlet Sanatçısı Prof. Dr.Alâeddin YAVAŞCA’yı doğumunun 100. yılında değerli şefleri Doç. Meriç DÜZBAŞ yönetiminde andı. Koromuz, Prof. Dr. Alâeddin YAVAŞCA’yı, 2011 ve 2016 yıllarında 85. ve 90. yaşlarında konuk etmişti. 28 Mart 2026 akşamı, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Sarayı (Opera Binası)’nda gerçekleşen konserin öncesinde, Prof. Dr.Alâeddin YAVAŞCA’nın hepimize örnek yaşam öyküsünün kısa bir özeti, video olarak paylaşıldı. Konserin ilk bölümü, Koromuzun 4 Haziran 2016 tarihli “Doğumunun 90. Yılında Devlet Sanatçısı Prof. Dr. Alaeddin YAVAŞCA’yı Anma Konseri”nde Prof. Dr. Alâeddin YAVAŞCA’nın seslendirdiği Acemaşîrân Şarkı “Gönül Aşkından Oldu Pâre Pâre” nin video kaydı izleyicilerle paylaşılması ile başladı. Prof. Dr. Alaeddin YAVAŞCA’nın birbirinden güzel eserlerinden bir seçkinin koro ve solo olarak sunulduğu, dinleyicilerin yoğun ilgi gösterdiği, duygu dolu anlar yaşadıkları ve eserlere eşlik ettikleri konserin sonunda Odamız Başkanı Dr. Nazan Aksaray bir teşekkür konuşması yaptılar ve sahneye davet ettikleri Mv. Jale Nur Süllü, bir konuşma yaparak, Koromuza son iki eserde eşlik ettiler. Prof. Dr. Alaeddin YAVAŞCA Hocamızı bir kez daha saygıyla ve minnetle anıyoruz.

Devamını okuyun...

Mutlak Aşk Yoktur

14 Şubat 2026 Cumartesi günü, Haller Gençlik Merkezi Frigya Salonu’nda, “Mutlak Aşk Yoktur” başlıklı konuşmasıyla Prof. Dr. Cem KAPTANOĞLU ile buluştuk. Aşk ana teması üzerinden izleyicileri insanın duygu dünyasının derinliklerine taşıyan, soran, yeni sorulara kapılar aralayan konuşmaya ilgi çok yoğundu. Değerli Hocamıza, heyecan verici konuşması için teşekkür ederiz.

Devamını okuyun...

“Nobel Ödülleri ve Bilimde Merakın Önemi” Konulu Konferans

Değerli Meslektaşlarımız, Türkiye Bilimler Akademisi Şeref Üyesi ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi E. Öğr. Üyesi Prof. Dr. Emin KANSU’nun konuşmacı olduğu “Nobel Ödülleri ve Bilimde Merakın Önemi” konulu konferansta buluşmayı diliyoruz. Saygılarımızla. EBTO Yönetim Kurulu 🗓️18 Şubat 2026 Çarşamba ⏰16.00 📍 Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Prof. Dr. Necla ÖZDEMİR Konferans Salonu

Devamını okuyun...

Ilgın Aydınoğlu Konuğumuz Oldu

10 Ocak 2026 Cumartesi günü, bir hak savunucusu, mücadele insanı ve toplum önderi olan, İstanbul Üniversitesi Engelliler Uygulama ve Araştırma Merkezi Engelli Öğrenci Birimi Koordinatör Yardımcısı, Eğitimde Görme Engelliler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Engelsiz Erişim Derneği Üyesi,  Erişilebilir Her Şey Sosyal Girişim Eğitmeni ve Erişilebilirlik Danışmanı Ilgın Aydınoğlu’nu “Engellilik Üzerine Az Bilinenler Bilinmeyenler” başlıklı söyleşi için konuk ettik. Söyleşide engellilik kavramının, engelliliğin toplumsal olarak nasıl ele alınmasının gerektiğinin, ayrımcı tutumlara karşı yapılacakların, eşit ve bağımsız yaşamın nasıl mümkün olacağının, erişebilirliğin ne olduğunun ve nasıl olması gerektiğinin  üzerine önemli tartışmalar ve değerlendirmeler yapıldı. Engelliliğin bireylerin yetersizliklerinden değil; erişilemeyen hizmetlerden, dışlayıcı tutum ve uygulamalardan kaynaklandığının, engelli bireylerin hakları için mücadelenin sadece engelli bireylere değil toplumun tüm kesimlerine ait bir görev olduğunun vurgulandığı  söyleşinin sonunda Odamız Başkanı Dr. Nazan Aksaray, Ilgın Aydınoğlu’na uzun yıllardır bu alanda yaptığı çalışmalar ve verdiği mücadele için bir teşekkür plaketi sundu.

Devamını okuyun...

Doğumunun 125. Yılında Münir Nurettin Selçuk’u Anma Konseri

  16 yaşını tamamlayan Odamız Türk Sanat Müziği Korosu, 25 Aralık 2025 akşamı Opera Binası’nda değerli Şefleri Meriç Düzbaş yönetiminde “Doğumunun 125. Yılında Münir Nurettin Selçuk’u Anma Konseri’ni gerçekleştirdi. Konser, büyük bestekâr ve icrâcı, üstâd Münir Nurettin Selçuk’un özgeçmişinin anlatıldığı bir video sunumla ve ardından Münir Nurettin Selçuk’un ses kaydından “Aheste Çek Kürekleri Mehtap uyanmasın” gazelinin dinlenilmesi ile başladı. Şef Tanburî Meriç Düzbaş, konserin ilk yarısında sahneye Münir Nurettin Selçuk’un yadigârı olan tanburla geldi ve tanbur, konser boyunca ona ayrılan köşeden konsere eşlik etti. İkinci bölümün başlangıcında ise Şef Düzbaş, yadigâr tanburla bir saz eseri seslendirdi ve izleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Tanbura ait bilgiler şöyledir: “Yenikapılı Ziya Usta” nâmıyla bilinen “Ziya Özgener” tarafından 26 Aralık 1945 tarihinde yapılan tanburun iç etiketinde Ziya Usta’nın el yazısı ile “Eşsiz sanatkâr Münir Nurettin Selçuk’a hususî yapılmıştır” ibaresi yer almaktadır. Yıllar içinde Münir Nurettin’den sonra Tanburî Dürri Turan’ın da bir süre çaldığı tanbur, 40-45 yıl önce bestekâr ve yazar Rıza Tekin Uğurel’e intikâl etmiştir. Rıza Tekin Uğurel ise bu kıymetli yadigârı 2020 yılında talebesi ve Koromuzun Şefi Meriç Düzbaş’a hediye etmişlerdir. Münir Nurettin Selçuk’un birbirinden değerli eserlerinden koro ve solo örneklerin sunulduğu, duygu dolu anların yaşandığı bu anlamlı konsere, Türk Müziği sevenlerin ilgisi yoğundu. Konser, aynı zamanda koro üyesi de olan Odamız Başkanı Dr. Nazan Aksaray’ın teşekkür konuşması ve ardından seyircilerin katılımıyla coşkuyla okunan bestekârın destan eserlerinden “Endülüs’te Raks” ile sona erdi.

Devamını okuyun...

Fotoğraflarla Eskişehir’in Yüzyılı

ESOGÜ Tıp Fakültesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi AD E. Öğr. Üyesi Prof. Dr. Cengiz ÇETİN’in “Fotoğraflarla Eskişehir’in Yüzyılı” başlıklı sunum ve söyleşisi 19 Kasım 2025’te Haller Gençlik Merkezi Frigya Salonu’nda yapıldı. Geniş katılımın olduğu sunum katkılar ve sorularla tamamlandı. Prof. Dr. Cengiz ÇETİN Hocamıza ve katılımcılara teşekkür ederiz.

Devamını okuyun...

Yesârî Âsım ARSOY’u Anma Konseri

Odamız TSM Korosu, değerli Şefleri Tanburî Meriç Düzbaş yönetiminde gerçekleştirdikleri konserde doğumunun (resmi kayıtlara göre) 125. yılında büyük bestekâr Yesârî Âsım ARSOY’u andılar.  Bestekârın eserlerinden örneklerin sunulduğu konsere 16. yılını kutladığımız Odamız TSM Korosu’nun dostları yoğun ilgi gösterdiler.

Devamını okuyun...

“Tıp Eğitiminde Mevcut Durum ve Nitelikli Tıp Eğitimi İçin Gereklilikler” Konferansı

2016-18 Dönemi TTB Başkanı, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD öğretim üyesi Prof. Dr. Raşit Tükel “Tıp Eğitiminde Mevcut Durum ve Nitelikli Tıp Eğitimi İçin Gereklilikler” başlıklı konferansı ile Odamızın konuğu oldu. Konunun çok boyutlu olarak ele alındığı, akademisyenler, asistan hekimler ve tıp fakültesi öğrencilerini buluşturan toplantı için Prof. Dr. Raşit Tükel Hocamıza teşekkür ederiz.

Devamını okuyun...

Odamız Başkanı Dr. Nazan AKSARAY’ın 14 Mart 2025 Resmi Töreni Konuşması

Sayın Milletvekilimiz, Değerli Hocalarım, Değerli Meslek Büyüklerim, Meslek Odalarının, Sendikaların, Derneklerin Değerli Başkanları, Yöneticileri, Değerli Meslektaşlarım, Sevgili Genç Meslektaş Adaylarımız, Değerli Konuklar,   Hepinizi Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Sözlerime yaşamını kaybetmiş tüm meslektaşlarımı saygıyla anarak başlamak istiyorum. Ruhları şad olsun. Anıları bizlere her zaman ışık tutacaktır. Değerli konuklar, Bugün 14 Mart 2025. 14 Mart ilk kez işgal altındaki İstanbul’da bundan tam 106 yıl önce 14 Mart 1919’da kutlandı. Gururla andığımız bu kutlama, aslında emperyalist güçlere karşı bir grup tıbbıyeli öğrencinin başkaldırı eylemi idi. Genç tıbbiyeliler, yaşadıkları topraklara, mesleklerine ve değerlerine duydukları sorumlulukla o gün işgale karşı tutum aldılar. Modern anlamda ilk tıp fakültesinin Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire’nin 14 Mart 1827’de kuruluşunun 92. yılını kutlama bahanesiyle Kurtuluş Mücadelemizde önemli yeri olan bir toplantı düzenlediler. O gün, bir özgürlük ve bağımsızlık hareketi olarak kutlanan ilk bayram günümüz oldu. O genç grubunun içindeki henüz 18 yaşında olan Tıbbiyeli Hikmet tıbbiyeyi temsilen 4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi’ne katıldı ve mandacılığa karşı yaptığı ünlü konuşmasının ardından Mustafa Kemal onu destekleyen ve takdir eden bir konuşma yaptı. Mustafa Kemal, tarihe nakş olan “Ya istiklal! Ya Ölüm!” sözünü o anda söylemiştir. Biz hekimler 106 yıl önce bize teslim edilen bu meşaleyi taşıyoruz ve her zaman taşımaya devam edeceğiz. Bizler, her zaman ülke sorunlarına duyarlı, bilimden, aydınlanmadan, laiklikten, adaletten, bağımsızlıktan, özgürlükten, barıştan, insan haklarından yana olduk ve olmaya devam edeceğiz. Çünkü iyi hekimlik yapabilmek için gerekli ortamın ancak bu saydıklarımızla mümkün olduğunu biliyoruz. 14 Mart’lar bizler için hem gururla andığımız bu tarihimizi andığımız, kutladığımız bayram günüdür hem de iyi hekimlik koşulları için mücadele inancımızı ve gücümüzü dile getirme ve artırma günüdür. Bugün ülkemizin dört bir yanında hekimler, yaklaşık 20 yıldır uygulanan sağlıkta özelleştirme cenderesinin altında türlü zorluklarla mücadele etmektedirler. Genç Cumhuriyet’in büyük zorluklarla inşa ettiği kamusal sağlık hizmeti sağlıkta dönüşüm adı altında piyasacı anlayışa terk edilmiştir. Gelinen noktada bu para ve rant merkezli sağlık sistemi iflas etmiştir. Ancak maalesef geçen sürenin bedeli hem biz hekimler ve sağlık çalışanları hem de halkımız için çok ağır olmuştur. Hekimler, kendilerine dayatılan, emeklerinin, bilgilerinin, deneyimlerinin yok sayıldığı, etik dışı, iyi hekimlik ilkelerine bütünüyle aykırı, güvensiz, güvencesiz, şiddete açık ve şiddet doğuran çalışma koşullarından dolayı mutsuzlar. Genç hekimler kendilerine değer verilen ülkelere gitmeyi tercih ediyorlar. Son 5 yılda 11 bin hekimin başka ülkelere gitme kararı aldığını biliyoruz. Bugün ülkemizin sağlık ortamı, tıp eğitiminde, birinci, ikinci, üçüncü basamak hastanelerde, kamuda veya özel sektörde hemen tüm birimlerinde büyük sorunlar yumağı halindedir. Sağlık kurumları işletmeye dönüştürülmüş, hastaya ayrılan süreler 3-5 dakikaya indirilmiştir. Hekimler performans baskısı altında çalışmaya zorlanmakta, nitelik değil, sayı sorgulanmaktadır. Maalesef Sağlık Bakanı başvuran hasta sayısı ile övünmektedir.  Geçtiğimiz yıl hastanelere başvuru sayısı kişi başına 11.4’tür. Bu ort. 6 olan OECD ülkelerinin çok üzerindedir. Aile hekimlerimiz, asıl görevleri olan koruyucu sağlık hizmetine neredeyse hiç zaman ayıramamaktadırlar. Çalışma koşullarının, özlük haklarının düzeltilmesi bir yana hepinizin bildiği eziyet yönetmelikleriyle karşılarına yepyeni sorunlar getirilmiştir. Acil servislerimiz, kötü sağlık sisteminin ve sosyal devlet ilkesinden uzaklaşmanın yükünü en çok çeken çalışma alanlarımızdandır. Geçtiğimiz yıl acil servislere başvuru sayısı nüfusumuzun yaklaşık 2 katıdır ki, bunun dünyada başka örneği yoktur. Kamu hastanelerinde aşırı hasta yükü altında uzun süre çalışan hekimler, emeklerinin karşılığı olmayan yetersiz ücretlerle, yönetsel baskılarla karşı karşıyadırlar. Liyakate dayanmayan yönetici atamaları ve mobbing en önemli sorunlarımızın arasındadır. Kamu kaynaklarının şirketlere aktarıldığı, o uğurda devlet hastanelerimizin yıkıldığı şehir-şirket hastaneleri başta hekimler olmak üzere çalışanlar ve hastalarımız için büyük sorunların yaşandığı işletmelerdir. Üniversite hastanelerinde sağlık hizmeti eğitim ve araştırmanın önüne geçmiş durumdadır. Tıp eğitimi ve mezuniyet sonrası eğitim gün geçtikçe kan kaybetmektedir. Sistemlerine ucuz iş gücü sağlamak ve kadrolaşmak için açılan sözde eğitim kurumları büyük bir sorundur. Kamu üniversiteleri ekonomik zorluklar, personel yetersizliği, malzeme yetersizliği sorunları yaşamaktadır. Özel hastanelerde emek sömürüsü, ciro baskısı gibi meslek onurumuzu zedeleyen uygulamalar her geçen gün artmaktadır. Tek çıkış yolunu muayenehanede bulan meslektaşlarımız bu kez Bakanlığın baskıcı uygulamalarına maruz kalmaktadır. Emekli hekimlerimizin durumu ise ülkenin başka bir ayıbıdır. Ömürlerini, sağlıklarını bu ülkeye vakfetmiş hekimler bugün yoksulluk sınırının altında hatta açlık sınırında maaşa mahkûm edilmektedirler. Sağlığı ticarileştiren bu ortam, şiddet doğurmaktadır. Çeteleşmelere ortam hazırlamıştır. Bu saydıklarımız sağlıkta yaşadığımız genel sorun başlıklarıdır. Bunlar dışında neredeyse çalıştığımız her birimde liyakatsizlik ve değersizleştirmenin en önde giden sorun olduğu yüzlerce sorun yaşıyoruz. Ülkemizin mevcut sosyoekonomik durumu ayrıca toplumumuzun sağlığını tehdit eder boyuttadır. Yoksulluk, işsizlik, şiddet, eğitim sisteminde yaşadığımız sorunlar, çevre kıyımları hepsi birer halk sağlığı sorunudur. Eşitsizlikler hastalıkları artırdığı gibi, sağlığa ulaşmanın da önünde önemli bir engeldir. Bugün yoksul halkımızdan devlet, genel sağlık sigortası, katkı katılım payı adları altında ödemeler beklemekte iken zengin sınıfın vergilerini affetmekte, teşvikler vermektedir. Bu kötü sağlık sistemi sadece hekimlerin, sağlık çalışanlarının emeklerini, varlıklarını değil, halkın sağlık hakkını da yok saymaktadır. Ancak, sağlık ortamının bu karanlık görünümü bizleri asla ümitsizliğe sevk etmemelidir, edemez. Biz hekimler, halkımızın sağlık hakkını savunurken, emeğimize ve geleceğimize sahip çıkma taleplerimizi, sözümüzü daha gür söylemek için birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızla ve halkımızla bir aradayız. Bugün de ülkemizin dört bir yanında hep birlikte G(ö)REV eylemindeydik. Hep birlikte “başka bir sağlık sisteminin mümkün” olduğunu dile getirdik.  Türk Tabipleri Birliği’nin bu 14 Mart’a gelirken bizlere yol gösterici olarak sunduğu bu ilke ile başka bir sağlık sistemini birlikte omuz omuza görev yaptığımız ekip arkadaşlarımızla ve halkımızla birlikte mücadele ederek mümkün kılacağız. Bu sağlık sisteminde; Sağlığın bir hak olduğu ilkesiyle, sağlık hizmeti herkese eşit, nitelikli, erişilebilir, kamusal ve ücretsiz olacaktır. Güvenli, güvenceli, şiddetten uzak çalışma ortamları ve koşullarında, iyi hekimlik yapacağız ve koruyucu hekimliğin öncelendiği çağdaş, bilimsel sağlık hizmeti vereceğiz. Bu sistem, merkezinde paranın değil, bilimin, emeğin, liyakatın olduğu, emeğimizin, bilgimizin, deneyimimizin değerinin bilindiği, katılımcı, adil, demokratik bir sağlık sistemi olacaktır. Bunu başarmanın çok kolay olduğunu biliyoruz. Burada önemli olan tercihini bundan yana yapan iradenin var olmasıdır. Bu nedenle başka bir sağlık sisteminin adaletin, demokrasinin, barışın var olduğu başka bir Türkiye ile mümkün olduğunu biliyoruz. Buna olan inanç ve mücadele ruhumuzla tüm meslektaşlarımızın 14 Mart Tıp Bayramını kutluyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. Dr. Nazan Aksaray Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı

Devamını okuyun...