Yeni Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’ndan Acil Taleplerimiz

Değerli Basın Emekçileri, Değerli Eskişehirliler, Bir hafta önce, önceki Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca istifa etti ve yerine Prof. Dr. Kemal Memişoğlu atandı. Dr. Fahrettin Koca’nın istifasını büyük memnuniyetle karşıladığımızı ifade etmek isteriz. Geç kalınmış bir istifadır. Yerine görevlendiren Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nu kutlarız ve başarılar dileriz. Ancak, bizler için, Bakan’ın değişmesi yeterli değildir, uygulanan sağlık politikasının değişmesi gerekir. Yeni Bakan’ın, ülkemizde 21 yıldır uygulanan ve ülkemiz sağlık ortamını topyekün yıkıma uğratan, Dünya Bankası’nın ranta dayalı sağlıkta dönüşüm programını, acilen durdurmasını istiyoruz. Bunun için, yeni Sağlık Bakanı’nın, önceki Bakan’ın hatalarını tekrar etmemesini, adil, şeffaf, demokratik, meslek ilkelerine bağlı, rantı değil liyakati, bilimi, emeği ve halkın sağlık hakkını önceleyen bir bakan olmasını diliyoruz. Yıllardır dile getirdiklerimizi bu kez gerçekleşmesi umuduyla, bir kez daha talep ediyoruz. Yeni Bakan’ın kamuda, özel sektörde, tıp fakültelerinde çok ağır koşullarda çalışan, her geçen gün her açıdan değersizleştirilen, mobbinge, şiddete maruz kalan, emeğinin karşılığını alamayan, tükenen, çareyi yurt dışında arayan, emeklilikte açlık sınırının altında maaşlarıyla ayakta durmaya çalışan meslektaşlarına, sağlık çalışanlarına kulak vermesini istiyoruz. Yeni atanan Bakan’dan en temel ve en acil isteğimiz, ilk söz olarak da söylediğimiz, mevcut haliyle büyük mağduriyetlere neden olan ve eğer devam etmekte ısrar edilirse çok daha büyük mağduriyetlerle karşılaşma ihtimalini düşünmek bile istemediğimiz, sağlıkta dönüşüm programından acilen geri dönmesidir. İstediğimiz, çok kolay ve nettir: Eşit, nitelikli, ulaşılabilir, ücretsiz, kamusal sağlık hizmeti istiyoruz. Bunun için; Koruyucu sağlığı öncelemesini, ne kadar çok hasta bakıldığıyla değil, ne kadar çok yurttaşımızı hasta olmaktan koruduğuyla övünmesini, Birinci basamağı güçlendirmesini, bölge tabanlı sisteme geri dönmesini ve basamaklı sağlık sistemini getirmesini, Tüm çalışma ortamlarında, örneğin, hastalara Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği 20 dakika süre ayrılması gibi, iyi hekimlik ilkelerinden asla taviz vermemesini, Sermayeye ucuz işgücü, hatta köle sağlamak için, eğitimin niteliğini önemsemeden, mantar gibi tıp fakültesi açmaktan, tıp fakültelerine nitelikli eğitim alamayacak kadar asistan almaktan vazgeçmesini, Hekimlere, tek kalemde ödenecek ve emekliliklerine yansıyacak, hak ettikleri ücretleri vermesini, performans sistemini kaldırmasını, Liyakatten uzak yöneticileri görevden almasını ve yetkin kişileri görevlendirmesini, İhtilaf halinde mahkeme yetkisi bile İngiltere’de olan hasta garantili şehir hastanelerini şirketlerden, halkımızı da ağır mali yükten kurtarmasını, Şehir merkezlerindeki kamu hastanelerimizi yeniden açmasını, Sağlıkta şiddetin sona ermesi için Türk Tabipleri Birliği’nin mevzuat önerilerini ve diğer tüm önlemleri uygulamaya koymasını, Açlık sınırının altında maaşlarıyla ayakta durmaya çalışan emekli hekimlerin mağduriyetlerini gidermesini, Tüm bu süreçlerde, 106.168 hekimin üyesi olduğu yüz akı örgütümüz Türk Tabipleri Birliği ile işbirliği içinde olmasını istiyoruz.   21 yılda oluşan büyük tahribat nedeniyle, kamuda veya özel sektörde, birinci, ikinci veya üçüncü basamakta çalışan meslektaşlarımızın ve bu kurumlardan hizmet alan hastalarımızın sorunları o kadar büyük ki, bu liste çok uzatılabilir. Kısaca, yeni Sağlık Bakanı’nın hekimlik ilkelerine bağlı olduğunu görmeyi diliyoruz. Eskişehir-Bilecik Tabip Odası olarak, halkımızın sağlık hakkı, emeğimiz ve meslekî ilkelerimiz için mücadeleye devam edeceğimizi bir kez daha dile getiriyor ve hepinize saygılar sunuyoruz.   Dr. Nazan Aksaray Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu a. Başkan  

Devamını okuyun...

Dr. Ekrem Karakaya’yı saygıyla anıyoruz.

Değerli meslektaşlarımız, İki yıl önce bugün görevi başında uğradığı silahlı saldırı sonucu kaybettiğimiz genç meslektaşımız Dr. Ekrem Karakaya’yı ve sağlıkta şiddet nedeniyle kaybettiğimiz tüm meslektaşlarımızı saygıyla anıyoruz. Sağlıkta şiddetin sona ermesi için acilen, başta TTB’nin önerdiği etkin yasanın çıkarılması olmak üzere tüm önlemlerin alınmasını talep ediyoruz. Bunun için hep birlikte mücadele edeceğiz. Saygılarımızla. Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu

Devamını okuyun...

Odamız Başkanı’nın Anadolu Gazetesi’nin “Yeni Sağlık Bakanı’ndan Bekledikleriniz” Sorusuna Yanıtı

Eskişehir Bilecik Tabip Odası (EBTO) Başkanı Dr. Nazan Aksaray, yeni atanan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’ndan sağlık çalışanlarının sorunlarına çözüm bulmasını ve taleplerini dikkate almasını istedi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın istifası sonrası yerine Kemal Memişoğlu atandı. Bakan değişiminin ardından açıklamalarda bulunan Eskişehir Bilecik Tabip Odası (EBTO) Başkanı Nazan Aksaray, Bakan Koca’nın istifasını memnuniyetle öğrendiklerini söyledi. Yeni Bakan Kemal Memişoğlu’ndan taleplerinin açık ve net olduğunu belirten Aksaray, “Yıllardır dile getirdiklerimizi bir kez daha talep edeceğiz. Kamuda, özel sektöre, tıp fakültelerinde çok ağır koşullarda çalışan, her geçen gün her açıdan değersizleştirilen, mobbinge, şiddete maruz kalan, emeğinin karşılığını alamayan, tükenen, çareyi yurt dışında arayan, emeklilikte açlık sınırının altında maaşlarıyla ayakta durmaya çalışan meslektaşlarına, sağlık çalışanlarına kulak vermesini istiyoruz” dedi. SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI HEKİMLERİ DEĞERSİZLEŞTİRİYOR Sağlıkta dönüşüm programının ranta dayalı ve sağlığın topyekûn özelleştirildiği bir sermaye projesi olduğunu söyleyen Aksaray, “Mantar gibi açılan niteliksiz tıp fakülteleri, tıp eğitiminin toplum sağlığından ziyade bireysel tedavi metotlarına kaydırılması, birinci basamakta bölge tabanlı değil, nüfusa göre belirlenen aile hekimliği sisteminin getirilmesi, hekimlere temel yaşam standardını ancak yakalayabilecekleri gelirin, yaptıkları muayene, ameliyat gibi işlemlerle performansa bağlı hale getirilmesi, bu duruma itiraz etseler dahi hekimlerin 2-3 dakikada bir hasta bakmaya zorlanmaları, şehir merkezindeki kamu hastanelerinin kapatılıp, yıkılıp, şehrin dışına, şehir hastanesi denilen şirket hastanelerinin açılması ve tüm bu programın istedikleri şekilde yürütülmesi için liyakatten uzak yöneticilerin atanması hep bu programın parçasıdır” ifadelerini kullandı. Sağlıkta dönüşüm programının küresel sermayeye büyük kazanç sağladığını vurgulayan Aksaray, “Programın başka önemli öğesi, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının değersizleştirilmesidir. Ancak, programda sadece hekimin ve sağlık çalışanın değil, hastalarımızın da hiç değeri yoktur. Aslında hekimler de hastalarımız da bu sistemin mağdurudur” şeklinde konuştu. ACİLEN VAZGEÇİLMELİ Sağlıkta şiddetin bu sistemin bir sonucu olduğunun altını çizen Aksaray, “Bu sistem, ayrıca, hepimizin güvencesi Sosyal Güvenlik Kurumu’nu da ağır yük altına sokmaktadır. Yeni atanan Bakan’dan ilk ve en acil isteğimiz, mevcut haliyle büyük mağduriyetlere neden olan ve eğer devam etmekte ısrar edilirse çok daha büyük mağduriyetlerle karşılaşma ihtimalini düşünmek bile istemediğimiz, sağlıkta dönüşüm programından acilen geri dönmesidir. İstediğimiz, çok kolay ve nettir: Eşit, nitelikli, ulaşılabilir, ücretsiz, kamusal sağlık hizmeti istiyoruz” dedi. TALEPLERİNİ SIRALADI EBTO Başkanı Aksaray, Bakan Memişoğlu’ndan taleplerini şöyle sıraladı: •    “Koruyucu sağlığı öncelemesini, ne kadar çok hasta bakıldığıyla değil, ne kadar çok yurttaşımızın hasta olmaktan korunduğuyla övünmesini, •    Birinci basamağı güçlendirmesini, bölge tabanlı sisteme geri dönmesini ve basamaklı sağlık sistemini getirmesini, •    Tüm çalışma ortamlarında, örneğin, hastalara Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği 20 dakika süre ayrılması gibi, iyi hekimlik ilkelerinden asla taviz vermemesini, •    Sermayeye ucuz işgücü, hatta köle sağlamak için, eğitimin niteliğini önemsemeden, mantar gibi tıp fakültesi açmaktan, tıp fakültelerine nitelikli eğitim alamayacak kadar asistan almaktan vazgeçmesini, •    Hekimlere, tek kalemde ödenecek ve emekliliklerine yansıyacak, hak ettikleri ücretleri vermesini, performans sistemini kaldırmasını, •    Liyakatten uzak yöneticileri görevden almasını ve yetkin kişileri görevlendirmesini, •    İhtilaf halinde mahkeme yetkisi bile İngiltere’de olan hasta garantili şehir hastanelerini şirketlerden, halkımızı da ağır mali yükten kurtarmasını, •    Şehir merkezlerindeki kamu hastanelerimizi yeniden açmasını, •    Sağlıkta şiddetle etkin şekilde mücadele etmesini, •    Açlık sınırının altında maaşlarıyla ayakta durmaya çalışan emekli hekimlerin mağduriyetlerinin giderilmesini, •    Tüm bu süreçlerde, 106.168 hekimin üyesi olduğu yüz akı örgütümüz Türk Tabipleri Birliği ile işbirliği içinde olmasını istiyoruz.” Kaynak : ANADOLU GAZETESİ MUHABİRİ – M. ANIL AKSOY

Devamını okuyun...

Odamız Başkanı’nın Yeni Mezun Meslektaşlarımıza Mektubu

Sevgili Genç Meslektaşlarımız,   Uzun ve zorlu bir eğitim sürecini başarıyla tamamladınız ve yemin ederek insan sağlığına, insanlığa hizmet etme yolunda hekimlik mesleğine adım attınız. Hepinizle gurur duyuyoruz.   Yemin ettiğiniz değerler, sizlerin her zaman en önemli rehberiniz olacaktır. Her bir kelimesine bağlı kalacağınıza inancımız tamdır.   Bilginiz ve öğrenmeye olan sevginiz, emeğiniz, meslektaşlarınızla dayanışmaya, ekip anlayışına olan inancınız ve sıkı sıkıya sarıldığınız mesleki ilkelerimizle, hastalarınıza en üst düzeyde şifa sunacağınıza ve ülkemizin sağlık ortamına en iyi şekilde hizmet vereceğinize yürekten inanıyoruz.   Sevgili Genç Meslektaşlarımız,   Türk Tabipleri Birliği ve onun çatısı altında görev yapan tabip odaları, meslek yaşamınız boyunca sizlerin her zaman yanınızda olacaktır. Her nerede olursanız olun, hemen ulaşacağınız güvenli limandır tabip odanız.   Türk Tabipleri Birliği’nin kökenleri, kuruluşu, tarihi ve yasal çerçevesi ülkemizde modern tıp eğitiminin ve sağlık hizmetlerinin gelişimiyle paralel olarak şekillenmiştir.   Ülkemizde ilk tıp cemiyeti 14 Şubat 1856’da  Cemiyet-i Tıbbiye-i Şahane adıyla  kurulmuştur. Bu kuruluş, hekimleri bir araya getiren ilk örgütlülük adımıdır ve önemli etkileri olmuştur. Süreç içinde ilerlemelerle, Cumhuriyet Dönemi’nde Etibba Odaları’nı görürüz. 1929 yılında ilk kurulan Odamız, 3. Mıntıka Etibba Odası adıyla bugünkü İstanbul Tabip Odası’dır.   23 Ocak 1953 tarihinde ise 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu yürürlüğe girer ve bu kanunla Türk Tabipleri Birliği resmen kurulur. Odamız da 1953 yılında kurulmuştur.   Türk Tabipleri Birliği, kanunla kurulmuş, anayasal dayanağı olan, üyesi olsun olmasın tüm hekimler üzerinde yetkileri bulunan, ülkemizin yüz akı, biricik meslek örgütümüzdür. Bir kamu kuruluşu olarak, hekimlerin haklarının, meslekî bağımsızlığının, etik değerlerimizin,  halkın sağlık hakkının ve sağlık alanındaki bilimsel düşüncenin korucuyusu ve geliştiricisidir. Başta 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu olmak üzere ilgili yasa ve yönetmelikler, Türk Tabipleri Birliği’ni tüm bu konularda yetkili kılar. Bugün 106.168 meslektaşımız, Türk Tabipleri Birliği’nin üyesidir.   Tabip odaları, her ilde Valiliğe bağlı İl Hıfzıssıhha Kurulu, İnsan Hakları Kurulu ve benzer yapıların,  ulusal düzeyde ise Türk Tabipleri Birliği, bakanlıklara bağlı (Sağlık Bakanlığı’na bağlı Sağlık Meslekleri Kurulu ve Tıpta Uzmanlık Kurulu, Adalet Bakanlığı’na bağlı Bilirkişilik Danışma Kurulu, Ticaret Bakanlığı’na bağlı Reklam Kurulu’nun doğal üyesidir.   Sevgili Genç Meslektaşlarımız,   6023 sayılı kanunun kabul edilen ilk halinde tüm hekimlerin meslek icrâsı için tabip odalarına üye olmaları zorunlu iken, 1983 yılında kanunda yapılan değişiklikle, mesleğini serbest olarak icrâ eden hekimlerin dışındaki hekimler için zorunluluk kaldırılmıştır.    Oysa bizim, genç meslektaşlarımızın her nerede görev yaparlarsa yapsınlar, meslek odalarına üye olacaklarına, mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmelerine, haklarını korumalarına ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve erişilebilir hale gelmesine katkıda bulunacaklarına olan inancımız tamdır. Odalarımızı sizlerin genç ve üretken ellerine teslim etmek istiyoruz.   Sizler umudumuzsunuz, geleceğimizsiniz. Hepinizi kutluyor, meslek hayatınızda başarılar ve iyilikler diliyoruz. Her zaman yanınızda olduğumuzu unutmayın.   Sevgilerimizle.    Dr. Nazan B. Aksaray  Eskişehir-Bilecik Tabip Odası   Yönetim Kurulu Başkanı 

Devamını okuyun...

TTB 76. Büyük Kongresi’nde İkinci Gün: Şiddetsiz, Güvenli, Güvenceli Hekimlik İçin TTB Bizim!

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) “Şiddetsiz, Güvenli, Güvenceli Hekimlik İçin TTB Bizim!” sloganıyla düzenlediği 76. Seçimli Büyük Kongresi’nin ikinci günü 29 Haziran 2024 tarihinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji Binası’nda devam etti. Kongrenin ikinci günü 2022-2024 dönemi raporlarının sunumuyla başladı. Dr. Vedat Bulut tarafından Merkez Konseyi çalışma raporu, Dr. Alican Bahadır tarafından Merkez Konseyi mali raporu, Dr. Rüşan Sümbüloğlu tarafından Denetleme Kurulu çalışma raporu sunuldu. Sunumların ardından raporlar üzerine görüşler sunuldu, değerlendirmeler yapıldı. Öğle arasında “Şiddetsiz, Güvenli, Güvenceli Hekimlik İçin TTB Bizim!” başlıklı bir basın açıklaması düzenlendi. Öğle arasının ardından mali rapor ibra edildi, tahmini bütçe ile karar önerileri okunup oylandı. İşçilerin sağlık hakkı ve işyeri hekimlerinin hakları başta olmak üzere sağlık hakkı mücadelesinin her alanında uzun yıllar boyunca mücadele eden, TTB İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Kol Başkanlığı ile Antalya Tabip Odası Genel Sekreterliği görevlerini yürütürken 16 Ocak 2024 günü kaybettiğimiz Dr. Metehan Akbulut’un anısına kardeşi Dr. Sevtap Demirci’ye TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı tarafından plaket verildi. Kongrenin ikinci günü 2024-2026 kurul aday başvuruları, grup konuşmaları ve dilek, istek, önerilerin dile getirilmesiyle son buldu. TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı tarafından okunan basın açıklaması metni şöyle: Şiddetsiz, Güvenli, Güvenceli Hekimlik İçin TTB Bizim! Türk Tabipleri Birliği (TTB); bu topraklarda 71 yıldır hekimlerin örgütlü sesidir. Kolektif iradeyle sağlık alanında mücadele yürüten, anayasal korunma altında kamu kurumu niteliğinde bir örgüttür. TTB bir meslek örgütü olarak, üye olsun veya olmasın ülkemizdeki tüm hekimlerin başta ekonomik ve özlük olmak üzere tüm haklarını korumak için yıllardır mücadele etmektedir. TTB bir hekim örgütü olduğu kadar, aynı zamanda insanın, canlının ve yaşamın sorunu olan her alanda söz söyleyen bir demokratik kitle örgütüdür. TTB, hekimlik meslek ve uygulamaları alanındaki evrensel değerlerin işlevselliğinin ülkemizde de sağlanabilmesinin temel güvencesi olmuştur. Bunların yanı sıra, meslektaşlarının bilgi, teknoloji ve toplumsal alanda yaşanan değişimler karşısında hekimlik değerlerine, hasta ve toplum yararına uygun tutum alabilmelerini, toplum ve birey sağlığı için doğru olanı yapabilmelerini sağlayabilmek için yoğun çaba göstermektedir. Söz konusu faaliyetler, kurulduğu günden bu yana TTB’nin seçili organlarında, kol ve komisyonlarında görev alan bütün hekimlerin gönüllülük esasıyla ve büyük bir özveriyle çalışmaları sonucunda sağlanmaktadır. TTB, 71 yıllık tarihinin çok büyük bir bölümünde hekimleri, birlikte çalıştıkları sağlık meslek gruplarını ve içinde yaşadığı toplumun üyelerini bir bütün olarak görmüş; kendi sağlık, refah ve mutluluğunun ancak tümünün sağlık, mutluluk ve refahıyla birlikte sağlanabileceği bilimsel ve tarihsel gerçeğinin savunucusu olmuştur. TTB’nin, tabip odalarımızın ve hekimlerimizin tüm bu özverili çalışmalarına rağmen 2002 yılında Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile birlikte sadece hekimler/sağlık emekçileri değil; hasta olsun veya olmasın tüm vatandaşlarımız da bu sistemin sağlıksız ortamında kendi payına düşeni almıştır. Hekimler açısından baktığımızda; bu süreçte hepimizi derinden üzen şiddet olayları sonucunda meslektaşlarımız öldürülmüş, yaralanmış, fiziksel, sözel ve psikolojik şiddete uğramışlardır. 2023 yılının aralık ayında yayımladığımız anket çalışmasında 10 hekimden 9’u, daha önceden hasta veya yakını tarafından fiziksel veya sözel şiddet gördüğünü belirtmiştir. Başka bir anket çalışmamızda ise hekimlerin %90’ından fazlası tükenmişlik sendromu içerisindedir. Bunun yanında her geçen gün çalışma koşullarımız zorlaşmakta, sorunlarımız artmakta; buna karşın iktidar ve Sağlık Bakanlığı herhangi bir çözüm üretmemektedir. Geçen yıl 850 milyon randevulu ve randevusuz poliklinik muayenesi, 150 milyon acil başvuru muayenesi olmuştur. Poliklinik oranlarında Avrupa, acil oranlarında dünyada ilk sıralardayız. Bu şekilde aylar sonraya verilen poliklinik, tetkik ve ameliyat günleri yakında yıllara yayılmaya başlayacaktır. Bu rakamlar bile zaten nasıl kötü koşullarda çalıştığımızın göstergesidir. Bunlara ayrıca tüm bu yoğunluğun getirdiği şikayet, şiddet, tükenmişlik, mesleğimize yabancılaşma gibi sorunlarımızı eklediğimizde sistemin sağlık çalışanları ve vatandaşlar açısından aslında sağlıksız bir sistem olduğu açıktır. Sorun sadece hekimlerin/sağlık emekçilerinin çalışma koşullarının olumsuz sorunları değildir. Vatandaşın sağlık hakkı açısından da çok ciddi sorunlar vardır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin uygulanmakta zorlandığı, yeterli bütçenin planlanmadığı birinci basamakla birlikte çözüm için insanların ikinci ve üçüncü basamağa yığıldığı bir ortamdayız. Bu ortamla sağlıklı bir toplum ve gelecek yaratılamayacağı ortadadır. Burada sorun; yeni mezun hekim ve uzman sayısını iki kat artırarak sorunlar çözülmeye çalışılmakta, randevuya gelmeyen hastalar sorunun kaynağı olarak gösterilmekte fakat sorunun uygulanmakta olan sistem olduğundan hiç bahsedilmemektedir. Sağlık sistemi çökme noktasındadır. Aylar sonraya verilen muayene, tetkik ve ameliyat günleri, pahalılıktan veya bulunamadığı için alınamayan ilaçlar, tıbbi ve medikal firmaların vermediği malzemeler nedeniyle yaşanan sıkıntılar, malpraktis davaları, acillerde günlerce yoğun bakım bekleyen hastalar, yer yokluğundan iyileşmeden taburcu edilmek zorunda kalınan hastalar, kamuda açılan kadroların en fazla yarısına başvurulması, TUS’ta açılan kadrolara bazı bölümlerde %60’ın üzerinde başvuru olmaması, yan dallarda kadroların  %80’lere kadar boş kalması gibi birçok sorun her geçen gün artarak devam etmektedir.  Bunlara daha birçok sorun ekleyebiliriz. Tüm bu sorunların temelinde ise güvensiz, güvencesiz ve şiddetli bir ortamda çalışılmak zorunda bırakılmamız yatmaktadır. TTB olarak hekimler adına yaşadığımız tüm sorunlardan, uygulanmakta olan bu sağlık sisteminin öncelikli sorumlu olduğunu yeniden ifade ediyoruz. Çözüm basittir: 2002 yılından itibaren uygulamaya konulan Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nden vazgeçmek, basamak sistemine geçmek, koruyucu sağlık hizmetlerini ve birinci basamağı güçlendirmek, yeni ve etkili bir şiddet yasası ve malpraktis yasası çıkarmak, hekimlerin ekonomik ve özlük haklarını iyileştirmek, çalışma koşullarımızı düzeltmek ve ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasal kriz halinden bir an önce çıkmak için demokrasi, hak, hukuk ve adaleti geri tesis edip beyin göçünü engelleyerek tersine beyin göçü yaratmaktır. Tüm bu yaşadığımız sorunlara karşı 2021 yılında başlattığımız “Emek Bizim Söz Bizim” eylemi ile birlikte başlattığımız mücadele hattını yeniden kurmamız; Sağlık Bakanlığı tarafından güvenli, güvenceli ve şiddetsiz bir ortamda çalışma koşullarımızın sağlaması için zorlamamız gerekmektedir. İktidar, yukarıda bahsettiğimiz tabloyu her dönemde olduğu gibi bu dönemde de gerçekleri ifade eden TTB’ye saldırmayı, onu tehdit etmeyi ve kapatmayı, görevden alma ve kayyım atamalarını başaramamıştır. Bundan sonra da başaramayacaktır. Şiddetsiz, güvenli, güvenceli hekimlik için mücadelemiz devam edecektir. TTB tüm hekimler için bir okul ve güvencedir. İstifa ettiği iddia edilen Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca da bir haksızlığa uğramışsa, mağduriyet yaşayan her hekimin yanında olduğumuz gibi, TTB olarak onun da yanında olacağız. Bakanlık geçicidir, hekimlik ve TTB kalıcıdır. Yeni dönemde görev alacak Merkez Konseyi üyelerimize şimdiden başarılar diler, her zaman olduğu gibi yine onların yanında, onlarla birlikte omuz omuza mücadele edeceğimizi bildiririz. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi

Devamını okuyun...

TTB 76. Büyük Kongresi Tamamlandı

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) “Şiddetsiz, Güvenli, Güvenceli Hekimlik İçin TTB Bizim!” sloganıyla düzenlediği 76. Seçimli Büyük Kongresi 30 Haziran 2024’te Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji Binası Kantini’nde düzenlenen seçim ile noktalandı. Merkez Konseyi, Yüksek Onur Kurulu ve Denetleme Kurulu için yapılan seçimlere Etkin Demokratik TTB-Tabip Odaları İnisiyatifi İttifakı ile Çağdaş Türk Hekimleri Birliği olmak üzere iki grup katıldı. 487 delegenin 458’inin oy kullandığı seçimde, kullanılan tüm oylar geçerli sayıldı. Kesin olmayan sonuçlara göre; Etkin Demokratik TTB- Tabip Odaları İnisiyatifi İttifakı seçimi kazandı. 2024-2026 döneminde kurullarda yer alacak isimler şöyle: Merkez Konseyi: Alpay Azap, Mehmet Şerif Demir, Murat Erkan, Güzide Eiltez, Ali Kanatlı, Ali Osman Karababa, Ali Karakoç, Hilmi Önder Okay, Mualla Pınar Saip, Ayşegül Ateş Tarla, Nilüfer Ustael. Yüksek Onur Kurulu: Gürcan Altun, Naki Bulut, Gülnihal Bülbül, Mustafa Taner Gören, Türkan Günay, Mustafa Cumhur İzgi, Aynur Karadenizli, Serdar Onat, Figen Şahpaz. Denetleme Kurulu: Ebru Gelgeç, Rüşan Sümbüloğlu, Ramazan Zeybek. TTB Merkez Konseyi, görev dağılımını mazbatalarını almalarının ardından yapacak.  

Devamını okuyun...

Türk Tabipleri Birliği 76. Büyük Kongresi

Türk Tabipleri Birliği 76. Büyük Kongresi 28-30 Haziran 2024 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. Ülkemiz sağlık ortamının sorunlarının ve çözüm önerilerinin tartışıldığı kongrenin Divan Heyeti’nde Odamız delegesi Dr. Neşe Yılmaz görev aldı. Odamız Başkanı Dr. Nazan B. Aksaray ve delegemiz 2016-18 TTB Genel Sekreteri Dr. Bülent N. Yılmaz’ın da birer konuşma yaptıkları kongre, 30 Haziran 2024 tarihinde yapılan seçimle tamamlandı ve yeni dönemde merkez kurullarında görev alacak meslektaşlarımız belirlendi. Pandemi ve deprem acılarımızı da içeren çok zor dönemde görev yapan, Türk Tabipleri Birliği’nin başta Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı olmak üzere önceki dönem yöneticilerine iyi hekimlik ilkeleri, toplumun sağlık hakkı ve ülkemizin demokratik ortamı için verdikleri mücadele ve emekleri için teşekkür ederiz. Yeni dönemde görev alan meslektaşlarımızı kutlar ve başarılar dileriz. https://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=d1f87642-36c8-11ef-b29f-2183316b8559 Kongrenin 2. gününde yapılan basın açıklaması için: https://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=e02e2772-3653-11ef-927b-eb9216b85a98

Devamını okuyun...

TTB HUV Katsayı Listesi ve İşyeri Hekimliği Asgari Sözleşme Ücretleri, Yılın İkinci Yarısı İçin Yeniden Belirlendi

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, yıllık enflasyon oranındaki yükseliş üzerine TTB-HUV özel hekimlik katsayı oranını ve işyeri hekimliği asgari sözleşme ücretlerini 1 Temmuz-31 Aralık 2024 tarihleri arasında geçerli olmak üzere yeniden belirledi. Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi TTB-HUV 2024 yılı ikinci dönem katsayı listesi için tıklayın. İşyeri hekimliği asgari ücret 2024 yılı ikinci dönem listesi için tıklayın.

Devamını okuyun...

TEBRP veri tabanını kullanmak

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Türk Eczacıları Birliği (TEB) arasında 23 Haziran 2021 günü imzalanan protokol sonrası, TTB üyesi hekimlerin ücretsiz olarak TEBRP veri tabanını kullanabilmesi için gerekli teknik düzenlemeler tamamlandı. TTB üyesi hekimler, www.tebrp.com internet sitesinde veya TEBRP mobil uygulamasında “hekim” seçimi ile kullanıcı hesabı oluşturarak ve e-postalarına gelecek doğrulama bağlantısına tıklayarak aşağıda yazılı verilere ücretsiz olarak ulaşabilecek, kullandıkları ilaçlar hakkında en güncel bilgileri alabilecekler: İlaç, ara ürün, takviye edici gıda, tıbbi malzeme kategorilerinde 22.000’in üzerinde müstahzar, 2.800’ün üzerinde aktif bileşen, 26.000’in üzerinde müstahzar görseli, 2004 yılından günümüze 200.000’e yakın fiyat hareketi, 30.000’e yakın KÜB/KT/prospektüs, 640.000’i aşkın etkin madde etkileşim verisi, 7.500’e yakın etkin madde besin etkileşim verisi.   Giriş ve kullanım işlemlerine ilişkin tebrp@teb.org.tr adresinden ve 0 850 969 69 29 numaralı destek hattından da bilgi alınabilir.

Devamını okuyun...