TTB 76. Büyük Kongresi’nde İkinci Gün: Şiddetsiz, Güvenli, Güvenceli Hekimlik İçin TTB Bizim!

TTB'DEN

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) “Şiddetsiz, Güvenli, Güvenceli Hekimlik İçin TTB Bizim!” sloganıyla düzenlediği 76. Seçimli Büyük Kongresi’nin ikinci günü 29 Haziran 2024 tarihinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji Binası’nda devam etti.

Kongrenin ikinci günü 2022-2024 dönemi raporlarının sunumuyla başladı. Dr. Vedat Bulut tarafından Merkez Konseyi çalışma raporu, Dr. Alican Bahadır tarafından Merkez Konseyi mali raporu, Dr. Rüşan Sümbüloğlu tarafından Denetleme Kurulu çalışma raporu sunuldu. Sunumların ardından raporlar üzerine görüşler sunuldu, değerlendirmeler yapıldı.

Öğle arasında “Şiddetsiz, Güvenli, Güvenceli Hekimlik İçin TTB Bizim!” başlıklı bir basın açıklaması düzenlendi.

Öğle arasının ardından mali rapor ibra edildi, tahmini bütçe ile karar önerileri okunup oylandı. İşçilerin sağlık hakkı ve işyeri hekimlerinin hakları başta olmak üzere sağlık hakkı mücadelesinin her alanında uzun yıllar boyunca mücadele eden, TTB İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Kol Başkanlığı ile Antalya Tabip Odası Genel Sekreterliği görevlerini yürütürken 16 Ocak 2024 günü kaybettiğimiz Dr. Metehan Akbulut’un anısına kardeşi Dr. Sevtap Demirci’ye TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı tarafından plaket verildi.

Kongrenin ikinci günü 2024-2026 kurul aday başvuruları, grup konuşmaları ve dilek, istek, önerilerin dile getirilmesiyle son buldu.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı tarafından okunan basın açıklaması metni şöyle:

Şiddetsiz, Güvenli, Güvenceli Hekimlik İçin TTB Bizim!

Türk Tabipleri Birliği (TTB); bu topraklarda 71 yıldır hekimlerin örgütlü sesidir. Kolektif iradeyle sağlık alanında mücadele yürüten, anayasal korunma altında kamu kurumu niteliğinde bir örgüttür. TTB bir meslek örgütü olarak, üye olsun veya olmasın ülkemizdeki tüm hekimlerin başta ekonomik ve özlük olmak üzere tüm haklarını korumak için yıllardır mücadele etmektedir. TTB bir hekim örgütü olduğu kadar, aynı zamanda insanın, canlının ve yaşamın sorunu olan her alanda söz söyleyen bir demokratik kitle örgütüdür.

TTB, hekimlik meslek ve uygulamaları alanındaki evrensel değerlerin işlevselliğinin ülkemizde de sağlanabilmesinin temel güvencesi olmuştur. Bunların yanı sıra, meslektaşlarının bilgi, teknoloji ve toplumsal alanda yaşanan değişimler karşısında hekimlik değerlerine, hasta ve toplum yararına uygun tutum alabilmelerini, toplum ve birey sağlığı için doğru olanı yapabilmelerini sağlayabilmek için yoğun çaba göstermektedir. Söz konusu faaliyetler, kurulduğu günden bu yana TTB’nin seçili organlarında, kol ve komisyonlarında görev alan bütün hekimlerin gönüllülük esasıyla ve büyük bir özveriyle çalışmaları sonucunda sağlanmaktadır.

TTB, 71 yıllık tarihinin çok büyük bir bölümünde hekimleri, birlikte çalıştıkları sağlık meslek gruplarını ve içinde yaşadığı toplumun üyelerini bir bütün olarak görmüş; kendi sağlık, refah ve mutluluğunun ancak tümünün sağlık, mutluluk ve refahıyla birlikte sağlanabileceği bilimsel ve tarihsel gerçeğinin savunucusu olmuştur.

TTB’nin, tabip odalarımızın ve hekimlerimizin tüm bu özverili çalışmalarına rağmen 2002 yılında Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile birlikte sadece hekimler/sağlık emekçileri değil; hasta olsun veya olmasın tüm vatandaşlarımız da bu sistemin sağlıksız ortamında kendi payına düşeni almıştır.

Hekimler açısından baktığımızda; bu süreçte hepimizi derinden üzen şiddet olayları sonucunda meslektaşlarımız öldürülmüş, yaralanmış, fiziksel, sözel ve psikolojik şiddete uğramışlardır. 2023 yılının aralık ayında yayımladığımız anket çalışmasında 10 hekimden 9’u, daha önceden hasta veya yakını tarafından fiziksel veya sözel şiddet gördüğünü belirtmiştir. Başka bir anket çalışmamızda ise hekimlerin %90’ından fazlası tükenmişlik sendromu içerisindedir. Bunun yanında her geçen gün çalışma koşullarımız zorlaşmakta, sorunlarımız artmakta; buna karşın iktidar ve Sağlık Bakanlığı herhangi bir çözüm üretmemektedir.

Geçen yıl 850 milyon randevulu ve randevusuz poliklinik muayenesi, 150 milyon acil başvuru muayenesi olmuştur. Poliklinik oranlarında Avrupa, acil oranlarında dünyada ilk sıralardayız. Bu şekilde aylar sonraya verilen poliklinik, tetkik ve ameliyat günleri yakında yıllara yayılmaya başlayacaktır. Bu rakamlar bile zaten nasıl kötü koşullarda çalıştığımızın göstergesidir. Bunlara ayrıca tüm bu yoğunluğun getirdiği şikayet, şiddet, tükenmişlik, mesleğimize yabancılaşma gibi sorunlarımızı eklediğimizde sistemin sağlık çalışanları ve vatandaşlar açısından aslında sağlıksız bir sistem olduğu açıktır.

Sorun sadece hekimlerin/sağlık emekçilerinin çalışma koşullarının olumsuz sorunları değildir. Vatandaşın sağlık hakkı açısından da çok ciddi sorunlar vardır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin uygulanmakta zorlandığı, yeterli bütçenin planlanmadığı birinci basamakla birlikte çözüm için insanların ikinci ve üçüncü basamağa yığıldığı bir ortamdayız. Bu ortamla sağlıklı bir toplum ve gelecek yaratılamayacağı ortadadır. Burada sorun; yeni mezun hekim ve uzman sayısını iki kat artırarak sorunlar çözülmeye çalışılmakta, randevuya gelmeyen hastalar sorunun kaynağı olarak gösterilmekte fakat sorunun uygulanmakta olan sistem olduğundan hiç bahsedilmemektedir.

Sağlık sistemi çökme noktasındadır. Aylar sonraya verilen muayene, tetkik ve ameliyat günleri, pahalılıktan veya bulunamadığı için alınamayan ilaçlar, tıbbi ve medikal firmaların vermediği malzemeler nedeniyle yaşanan sıkıntılar, malpraktis davaları, acillerde günlerce yoğun bakım bekleyen hastalar, yer yokluğundan iyileşmeden taburcu edilmek zorunda kalınan hastalar, kamuda açılan kadroların en fazla yarısına başvurulması, TUS’ta açılan kadrolara bazı bölümlerde %60’ın üzerinde başvuru olmaması, yan dallarda kadroların  %80’lere kadar boş kalması gibi birçok sorun her geçen gün artarak devam etmektedir.  Bunlara daha birçok sorun ekleyebiliriz. Tüm bu sorunların temelinde ise güvensiz, güvencesiz ve şiddetli bir ortamda çalışılmak zorunda bırakılmamız yatmaktadır.

TTB olarak hekimler adına yaşadığımız tüm sorunlardan, uygulanmakta olan bu sağlık sisteminin öncelikli sorumlu olduğunu yeniden ifade ediyoruz. Çözüm basittir: 2002 yılından itibaren uygulamaya konulan Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nden vazgeçmek, basamak sistemine geçmek, koruyucu sağlık hizmetlerini ve birinci basamağı güçlendirmek, yeni ve etkili bir şiddet yasası ve malpraktis yasası çıkarmak, hekimlerin ekonomik ve özlük haklarını iyileştirmek, çalışma koşullarımızı düzeltmek ve ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasal kriz halinden bir an önce çıkmak için demokrasi, hak, hukuk ve adaleti geri tesis edip beyin göçünü engelleyerek tersine beyin göçü yaratmaktır.

Tüm bu yaşadığımız sorunlara karşı 2021 yılında başlattığımız “Emek Bizim Söz Bizim” eylemi ile birlikte başlattığımız mücadele hattını yeniden kurmamız; Sağlık Bakanlığı tarafından güvenli, güvenceli ve şiddetsiz bir ortamda çalışma koşullarımızın sağlaması için zorlamamız gerekmektedir.

İktidar, yukarıda bahsettiğimiz tabloyu her dönemde olduğu gibi bu dönemde de gerçekleri ifade eden TTB’ye saldırmayı, onu tehdit etmeyi ve kapatmayı, görevden alma ve kayyım atamalarını başaramamıştır. Bundan sonra da başaramayacaktır. Şiddetsiz, güvenli, güvenceli hekimlik için mücadelemiz devam edecektir. TTB tüm hekimler için bir okul ve güvencedir. İstifa ettiği iddia edilen Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca da bir haksızlığa uğramışsa, mağduriyet yaşayan her hekimin yanında olduğumuz gibi, TTB olarak onun da yanında olacağız. Bakanlık geçicidir, hekimlik ve TTB kalıcıdır. Yeni dönemde görev alacak Merkez Konseyi üyelerimize şimdiden başarılar diler, her zaman olduğu gibi yine onların yanında, onlarla birlikte omuz omuza mücadele edeceğimizi bildiririz.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi