Sağlıkta Dönüşümün ve Yıkılan Sosyal Devletin Altında Kalan Acil Servislerin Sorunları

DUYURULAR

2003 yılında uygulamaya konulan Sağlıkta Dönüşüm Programı, sosyal devlet ilkesinin tamamen karşıtıdır. Sağlıkta topyekün özelleştirmeci bir anlayış taşıyan, ranta dayalı, insanı, bilimi, emeği dışlayan, dolayısıyla iyi hekimliği yok sayan bu programda, hastaneler ticarethane, hastalar müşteri olarak kabul edilmektedir. Hekimler ise maalesef sistemin devamını sağlayan birer bant işçisi, hatta adeta köle olarak görülmektedirler. 

Bu sistemle, koruyucu hekimlik geri plana itilmiş, daha pahalı olan tedavi edici hekimlik öne çıkarılmıştır. Toplumda kışkırtılmış sağlık talebi oluşturulmuştur. Vatandaşın gözünde birinci basamak sağlık hizmetleri önemsizleştirilmiş, en ufak yakınma ile ikinci, hatta üçüncü basamak hastanelere başvurmaları teşvik edilmiştir.  

Gelinen noktada, hekimler artık dakikalar içinde hasta bakmaya zorlanmakta, çok tetkik istenmekte, çok fazla ilaç yazılmakta, hastalar kamu hastanelerinde randevu bulamamaktadır. Randevu bulamayan bir grup hasta özel hastanelere yönelmekte, çok büyük bir grup hasta ise, sorunu acil olmasa bile, acil servislerine başvurmaktadır. 

Ülkemizde şu anda, sağlık sisteminin aksayan tüm yanları ve sosyal devlet ilkesinin sağlığa yansıyan tüm eksiklikleri acil birimlerinde giderilmeye çalışılmaktadır. 

Kamu hastanelerinde randevu bulamayanlar, randevu bulup muayene olabilseler bile tekrar randevu bulup sonuç gösteremeyenler, yakınmaları acil olmasa da acil servislerinde sağlık sorunlarına hızla çözüm geliştirileceğine inananlar (Bu grubun içinde ertesi gün işinden izin alamayacaklar veya mesai günü hastaneye gittiği için işten uzaklaştırılma baskısı yaşayanlar gibi, yıkılan sosyal devletin altında kalmış kişiler de mevcuttur.) çareyi acil polikliniklerinde aramaktadırlar. Acil polikliniklerine başvuruların sadece %20’sini gerçekten acil olan hastalar oluşturmaktadır. 

Ülkemizde, hastanelere yılda yapılan 600 milyon başvurunun yaklaşık 160 milyonu acil servisleredir. Nüfusumuzun iki katı kadar acil servis başvurusu olmaktadır. OECD ülkelerinin hiç birinde nüfusundan daha fazla sayıda acil servis başvurusu yoktur. 250 milyon nüfuslu ABD’de, nüfusunun yarısı kadar acil servislere başvuru vardır, başvuranların ise yarısı gerçek acil vakalardır ve bu hizmet ülkemizdekinin 7-8 katı hekimle sağlanmaktadır.  

Geldiğimiz noktada, aşırı hasta yükü ve hızlı hasta bakma baskısı altında iyi hekimliğin gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Hekimler, üst solunum yolu infeksiyonu ile başvuran hastalar arasında gerçekten acil olan hastalara gereken süreyi ayıramamaktadırlar.  

Sistemin yarattığı hataların sorumlusu hekimlermiş gibi, yaşanan tıbbî sorunlarda da ayrıca hekimler suçlanmaktadır.   

Bu ortamın şiddet üretmesi, ayrıca başlı başına çok önemli bir sorundur.  

Uygulanan yanlış politika sorunu yanında,  günlük pratikte bu sorunları daha da artıran olumsuz faktörler de söz konusudur.  

Sonuçta, artık genç hekimler çareyi yurt dışına gitmekte aramakta, deneyimli hekimler daha çalışabileceklerken kamudan veya meslekten ayrılmakta, geride kalan hekimlerin ise iş yükleri giderek daha da artmaktadır.  

Tüm bunlara yönelik olarak İlimiz hastanelerinin acil servislerinde görevli meslektaşlarımızın çözüm önerileri şu şekildedir: 

  1. Sadece acil işleyişinde değil, sağlığın her alanında büyük bir yıkıma neden olan Sağlıkta Dönüşüm Programı’ndan ivedilikle geri dönülmelidir. 
  1. Koruyucu hekimlik öncelenmelidir.
  1. Sağlığın tüm aşamalarında gereksiz tüm harcamalara son verilmelidir. 
  1. Birinci basamak sağlık hizmetleri güçlendirilmelidir. 
  1. Sevk zinciri başlatılmalı ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin de güçlendirilmesi ile hastaların gereksiz sevklerinin önüne geçilmelidir.
  1. Acil servislerine başvuru nedenleri arasında ön sıralarda yer alan sosyal devlet ilkesinin ortadan kalkmasının sonuçları tek tek ele alınmalı ve bu sorunlara çözümler geliştirilmelidir. Bu amaçla, ülkemizin gereklerine uygun şekilde düzenlenmiş, halk sağlığı uzmanları, epidemiyologlar, aile hekimleri, acil tıp uzmanları, sosyologlar, eğitim uzmanları vb bulunan bağımsız kurullar oluşturulmalıdır.
  1. İkinci basamak poliklinik hizmetleri iyileştirilmeli, hastalara ayrılan sürenin ortalama 20 dakikaya çıkarılması ile yeterli muayene hizmeti sağlanmalıdır.
  1. Yeşil alan polikliniği vb adı altında, zaten yanlış ve iyi hekimlik uygulamalarına aykırı olan başvurular, bir başka yanlış uygulamayla rasyonelleştirilmemelidir.
  1. Özellikle son dönemlerde acil başvuruları giderek artan kronik hastalar ve yaşlı hastaların birinci basamakta ve/veya geriatri merkezlerinde takipleri düzenli olarak sağlanmalıdır. Gereken durumlarda tetkik ve tedavileri birinci basamakta aile hekimleri, evde sağlık hizmetleri veya merkez hekimleri tarafınca sağlanmalı, ancak gerekli durumlarda hastanelere nakil edilmelidirler.
  1. Evde bakım hizmetleri güçlendirilmeli, geriatri merkezlerinin sayıları artırılmalıdır. Bu şekilde ayrıca uzun süre yoğun bakımlarda yatan bakım hastası sayısı azalacak, acil ihtiyaç duyan hastaların yoğun bakım yatağına ulaşma olasılığı artacak ve pahalı olan yoğun bakım hizmetlerinin SGK’ya maliyeti de azaltacaktır. 
  1. Hastane öncesi sağlık hizmetlerine ve eğitimlere halkın katılımı sağlanmalıdır.
  1. Halk, acil yakınmaları yoksa aile hekimine başvurması, acil polikliniklerinin normal poliklinik olmadığı vb bilgileri ile acil hizmetler konusunda bilgilendirilmeli, kamu spotları ile bu konuya dikkat çekilmelidir. Acil hasta tanımı açık şekilde yapılmalı ve bu halkla açıkça paylaşılmalıdır. Sağlık okuryazarlığı güçlendirilmelidir.
  1. Yöneticiler bilime, emeğe saygılı ve liyakat sahibi kişiler arasından seçilmelidir. Tüm karar alma basamaklarında hekim ve yardımcı sağlık personelinin bilgi ve deneyimine kıymet verilen, adil, şeffaf, kapsayıcı ve baskıdan uzak bir yönetim anlayışı oluşturulmalıdır.
  1. Acil ambulans hizmetleri iyileştirilmelidir. 

 

Bu amaçla,  112 komuta merkezi görevlilerinin ve ambulansta görevli paramediklerin eğitimleri ve yetkinlikleri artırılmalı, 112 koordinasyon birimleri daha etkili çalışmalı, il içi hastanelere hasta dağılımlarının daha dengeli yapılması konusunda eğitimlerin sağlanmalıdır.  

Hastalar için en yakın hastane anlayışı yerine, gerekli tetkik ve tedavi imkanlarına sahip, tekrar sevk işlemleri ile iş yükü ve zaman kaybına yol açmayacak en uygun hastane anlayışına geçilmelidir. 

Hastanın sevk edildiği acil birimine hasta henüz ambulansta iken eksiksiz bilgi verilmelidir.  

Sorunların kapsamlı çözümü için 112 çalışanları ve acil ve yoğun bakım hekimlerinden oluşan bağımsız kurulların önerilerine başvurulması uygun olacaktır.  

  1. Mimari sorunların giderilmesi gerekmektedir. 

 

Acil birimlerinde görevli hekimler, en doğru kararı en hızlı şekilde vermek, tanıları en hızlı şekilde koymak ve hastaya en hızlı şekilde müdahale etmek zorundadır. Çoklukla yaşanan bu durumlarda mesleki dayanışmanın ve ekip anlayışının en üst düzeyde olması gerekir. Oysa çalışanlara sorulmadan hazırlanan, gerçek yaşamla uyumsuz mimari düzenlemeler, hekimlerin temasını yok etmiştir. Mekanların çok büyük, birbirinden çok uzak olması ve acil işleyişinin gereklerinin göz ardı edilmiş olması, hekimleri, tetkik, takip, hemşire ve güvenlik desteği olmadan çalışmak zorunda bırakmaktadır ve tıbbî hata, anksiyete, güvenlik zaafiyeti gibi pek çok sorunu da yanında getirmektedir.  

  1. Acil çalışma deneyimine önem verilmelidir. 

 

Hekimlik mesleğinin icrâsında deneyim çok önemlidir. Zamana karşı yarışılan ve hızla ve en doğru kararı vermek gereken acil birimlerinde ise deneyim ve bu deneyimin genç hekimlere aktarılması ayrıca önem taşır.   

Mesleğe yeni başlayan bir pratisyen hekim, yeşil alanda bir önceki maddede bahsedilen olumsuz koşullarda tek başına, aşırı hasta yükü altında, 1-2 dakikada bir, hataya çok açık şekilde hasta bakmaya zorlanmakta, ayrıca kıdemli meslektaşlarından edineceği meslekî deneyimden mahrum kalmaktadır. Oysa, yeni mezun hekimler, acil servislerde tek başına hasta bakmamalı, kıdemli hekimlerin yeterli bulduğu ana dek refakatle çalışmalıdırlar. 

Tıp fakültesi öğrencilerinin aile sağlığı merkezlerinde ve kamu hastanelerinin acil servislerinde staj yapmaları, hem iki alanda pratik yapmaları, hem de iki alanı da tanıyıp anlamaları açısından önemli olacaktır. 

Bir başka önemli sorun da, acil uzmanlarından, pratisyen hekimlerden kopuk bir çalışma işleyişi istenilmesidir. Bu nedenle pratisyen hekimler, acil uzmanlığının bilgi ve deneyiminden yararlanamamaktadırlar.  

Yöneticilerin sadece bu açıdan değil, her aşamada başta hekimler olmak üzere çalışanların meslekî bilgi ve deneyimlerine kıymet vermemeleri başlı başına önemli bir sorundur.  

  1. Çalışanlar üzerindeki meslekî özerklik, bağımsızlık ve iyi hekimlik ilkelerine aykırı tüm uygulamalara (triaj süresi baskısı, muayene süresi baskısı, tetkik isteme nedenlerinin sorgulanması vb) dahil tüm baskılara ve mobbinge son verilmelidir.
  1. SABİM, CİMER hatları kapatılmalıdır.
  1. Çok çeşitli kanallardan yapılan haksız hukuksuz hasta şikayetlerinin hekimlere bir baskı aracı olarak kullanılmasına son verilmelidir. Hekimlerin de mağduru olduğu bu sistem nedeniyle ortaya çıkabilecek tıbbi sorunlardan, öncelikle bu sağlık sistemini kurgulayanların ve yönetenlerin sorumlu oldukları unutulmamalı, şikayetler bu çerçevede değerlendirilmeli ve hekimlere yansıtılmamalıdır.
  1. Hekim ve yardımcı sağlık personeli sayısı artırılmalıdır.
  1. Geçici görevlendirmelerle zaten yetersiz olan hekim sayısı daha da azaltılmamalıdır.
  1. Hekimlerin değersizleştirilmesine neden olan tüm uygulamalara son verilmeli, yemekleri hak ettikleri şekilde sunulmalı, giyinme dolabı vb mücadele vermelerine gerek olmadan sağlanmalı, bunlar için onurlarını incitecek muamelelere maruz bırakılmamalıdırlar.
  1. İş barışını olumsuz etkileyen ücret adaletsizliğine ve sözleşmeli çalışmaya son verilmelidir.
  1. Acil servislerde çalışan hekimlerin emekleri ve deneyimleri önemsenmelidir. 

Bu amaçla, örneğin, 2.-3. seviye acil servislerde acil tıp uzmanı ile birlikte 5 yıl çalışmış pratisyen hekimlerin acil servis hekimliği sertifikası ile yetkilendirilmesi uygun olacaktır. Bu yetki ile pratisyen hekim, uzman hekim denetimi olmadan muayene, tetkik, tedavi ve gerekli diğer işlemler konusunda karar verme ve uygulayabilme hakkını elde edebilmelidir. Sertifika sahibi hekimlerin şu anki ödeme sistemi baz alındığında maaş, sabit ödeme ve ek ödeme kat sayıları uzman hekimlere bir miktar daha yaklaştırılmalıdır.   

  1. Performansa dayalı ek ödeme uygulaması kaldırılmalıdır. Hekimlerinin hak ettikleri, emekliliğe yansıyan maaşları sağlanana dek,  acil servis hekimlerinin ek ödemeleri hastane ortalamasından verilmeli ve mevcut durumdan iyileştirilme yapılmalıdır.
  1. Tıbbi sarf malzemesi, ilaç vb tedarikinde yaşanan sorunlar giderilmelidir.
  1. Tanı amacıyla girilen çeşitli tanı kodlarından sonra doldurulması istenen formlar (Örneğin, DM tanısı ardından açılan sayfada istenilen ağırlık, boy vb bilgileri içeren sayfalar gibi) acil servislerden istenmemelidir. Mevcut durum hastalara ilgili tanıların girilmemesine ve yanlış istatistik verilerinin oluşmasına yol açmaktadır.
  1. Hastaların E-Nabız SMS onayı acil servisler için kaldırılmalıdır.
  1. Acil birimlerinin günübirlik tedavi amacıyla kullanılmasının önüne geçilmeli, bu amaçla ayrı birimler oluşturulmalıdır. 
  1. COVID-19 açısından tanı yükü hastanelerden alınmalıdır.
  1. COVID-19 için hızlı tanı testleri uygulamaya konulmalı ve yaygınlaştırılmalıdır. 

 

 

08.04.2022 

Eskişehir-Bilecik Tabip Odası  

Yönetim Kurulu