Değerli Basın çalışanları, Sevgili Arkadaşlarım;

Türkiye’ de ilk Covid-19 vakasının görülmesi ve Dünya Sağlık Örgütünün Covid Hastalığını pandemi ilan etmesinin ardından bir yıl geçti. Bir yılın sonunda on binlerce yurttaşımızı, 140’ ı hekim toplamda 385 sağlık çalışanını bu hastalık nedeniyle kaybettik. Kaybettiklerimiz bunlarla da sınırlı kalmadı. Annemize, babamıza sarılmayı, çocuklarımızı öpmeyi, arkadaşlarımızla sohbetleri de kaybettik. Bir yıldır süren Covid-19 pandemisiyle mücadele ederken, bizleri çalışmak yormadı, bizlerin asıl mücadelesi sesimizi duymayan bilimsel gerçekleri görmezlikten gelenlere karşıydı. Türk Tabipler Birliği ve Tabip Odaları olarak sürekli söylediğimiz pandemi yönetiminde yanlışların olduğu, şeffaflığın olmadığı, gerçek hasta sayılarının adeta bir devlet sırrı gibi saklandığı, pandemi mücadelesinin güçlü bir birinci basamak sağlık hizmetleriyle, koruyucu hekimlikle yapılması gerektiğiydi. Tüm bu söylemlerimize duyarsız kaldılar. Aylar sonra en yetkili kişiler tarafından vaka sayılarının gerçeği yansıtmadığı açıklandı.  Haklı  çıkmak bizleri sevindirmedi.

Bizler sadece kendimizi ve muayene ettiğimiz hastalarımızı korumak için önlemler istedik. Mesai saatleri ve şartlarının düzenlenmesini, kişisel koruyucu malzemelere kolay ve yeterince ulaşım talep ettik. Aşılamanın herkes için, aynı zaman da ulaşılabilir ve ücretsiz olmasını istedik.

Bir yılın sonunda halen yeterince, uygun kişisel koruyucu malzemeye ulaşımda sorunlar devam etmekte, çalışma şartları, nöbet süreleri halen pandemi koşullarına uygun hale getirilmemiş durumdadır.

Aşılama da ise tüm ülke bağışıklamasının sağlanmasına yönelik yeterli aşı temin edilmemesi nedeniyle aşılama çalışmaları çok yavaş ilerlemektedir. Ülke çapında 65 yaş üstü nüfusumuz 7.953.555 kişidir. Sağlık çalışanları ile birlikte bu sayı 10 milyon civarındadır. 9 Mart verilerine göre aşılananların oranı ülke nüfusuna göre % 3 civarındadır. Bu oran salgını sonlandıracak, riskli gruplarını koruyacak bir oran değildir.

Sağlık çalışanları olarak isteklerimiz çok haklı ve çok basittir;

Yeterince, uygun kişisel koruyucu malzeme,
Çalışma sürelerimizin ve koşullarımızın pandemi koşullarına göre düzenlenmesi,
Özlük haklarımızın gasp edilmemesi, emeğimizin karşılığını alabilmek,
Herkes için ulaşılabilir, ücretsiz aşılama,
Ve tabi ki en önemlisi COVİD-19 hastalığının sağlık çalışanları için MESLEK HASTALIĞI olarak kabul edilmesidir.
Pandemi nedeniyle kaybettiğimiz yurttaşlarımız ve sağlık çalışanlarının anıları önünde saygıyla eğiliyor ve artık eksilmek istemiyoruz diyoruz.

Yorumlara kapalı.