Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Eskişehirliler,
Bugün hekimlere kısaca, ‘ne kadar hasta bakarsan, ne kadar ameliyat yaparsan, o kadar kazanırsın’ denilen ve hastalarımızı müşteri olarak gören sağlıkta performans sisteminin olumsuzluklarını, bir kez daha dile getirmek için toplanmış bulunuyoruz.
Değerli Basın Mensupları,
Vatandaşın parasıyla yerli ve yabancı ilaç şirketlerine, tıbbi cihaz şirketlerine ve sağlık sektörüne girmiş sermayeye para kazandırmaktan başka bir şey olmayan sağlıkta dönüşüm sistemi çökmüştür.
Sadece bu ödeme şekli ile geçtiğimiz 14 yılda bakın neler olmuştur:
1. Sağlık hizmetinin niteliği bozulmuştur. Bugün ülkemizdeki mevcut hekimlik uygulamasını, ancak savaş ya da afet hekimliğine benzetebiliriz. Hekimler kışkırtılmış sağlık talebinin yükü altında, mesleğin temel gerekliliklerinin çoğunu yerine getiremeden sadece çok sayıda hasta bakıp, ameliyat yaparak sisteme para kazandırmaya zorlanmaktadırlar. Sistem, hekimlere ‘çok hasta bak da, nasıl bakarsan bak’ demektedir. Bugün ülkemizde yılda kişi başına hekime başvuru sayısı 9’lara yaklaşmaktadır. Bu sayı, 6.7 olan OECD ülkelerinin rakamlarının çok üzerindedir, sağlık göstergeleri bizden çok daha iyi olan Finlandiya’nın, İsveç’in neredeyse 3 katıdır. Hekimler günde polikliniklerde 100-150 hastaya bakmaya zorlanmaktadır. Acillere başvuru sayısı günde 1000-1500 civarındadır. Nüfusundan fazla hasta başvurusu olan Dünya’daki tek ülke maalesef ülkemizdir. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisine göre 20 dakika olması gereken muayene süresi, hekimlerin günde yüzlerce hasta muayene etmeye zorlandığı bu sistemde 3-5 dakikaya inmiştir.
2. Tıp bilimi sürekli gelişmektedir ve hekimler hastalarına yararlı olabilmek için bilgi ve deneyimlerini yaşam boyu geliştirmeye mecburdur. Oysa birçok hekimin yoğun iş yükü nedeniyle artık bu olanağı da yoktur.
3. Sağlık bir ekip işidir. Oysa bu sistem, ekip ruhunu, iş barışını bozmuş, sağlık çalışanları arasındaki dayanışma duygusunu azaltmıştır.
4. Bu bozuk sağlık sisteminde hasta ve hekim karşı karşıya getirilmekte, adeta yaşanan her şeyin sorumlusu hekim olarak gösterilmekte, sonuç olarak sistem şiddeti doğurmaktadır. Oysa iyi bilinmelidir ki; bu sistemin mağdurları sağlık çalışanları ve hastalarımızdır.
Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Eskişehirliler,
Sürekli artan ağır iş yükü, önlenemeyen şiddet, bozulan sağlık ortamı karşılığında ne yazık ki sağlık çalışanları, yoksulluk sınırının altında maaşlarla ve emekliliğe yansımayan, güvencesiz ve sürekli azalan döner sermaye gelirleriyle karşı karşıyadır. Ülkemizde pek çok hastanede olduğu gibi, şehrimizde de Eskişehir Devlet Hastanesi’nde Ağustos Ayı’na ait döner sermeye ek ödemesi personeli çoğuna verilememiştir. Mevcut durum performans ücretlerinin “bugün var yarın yok” olduğunun açık göstergesidir. Şimdi birileri çıkıp döner sermayenin bazı hekimler az çalıştığı için verilemediğini söylüyor. Bu söyleme kızgınız, öfkeliyiz. Bu söylem, biraz önce dile getirdiğimiz tüm olumsuzlukların bir özetidir aslında. Ekip ve dayanışma ruhunu bozan, hekime şiddeti körükleyen, bozuk sağlık sistemindeki tüm kötülükleri hekimin sırtına yıkan, kabul edilemez bir dildir bu. Kimse kusura bakmasın, sistemde yarattıkları felaketin hesabını hiç kimse hekime ödetemez.
Biz hekimler tıpkı hastalarımız gibi, liyakattan, bilimden ve insandan uzak, ranta dayalı kötü bir sağlık sisteminin sadece mağdurlarıyız. Hastanelerin para basma makineleri değiliz. Yabancı meslektaşlarımıza günde 100 hasta, acilde 1000 hasta bakıyoruz demeye, bizi yönetenlerin yerine utanıyoruz. Bizim dışımızda herhangi bir ülkede hasta başına hekimler 20 dk ayırabiliyorken, biz bazen 3 dk bile ayıramıyoruz, diyemiyoruz. Utanıyoruz, utanıyoruz bu sistemden.
Şimdi bizi yönetenlere bir kez daha sesleniyoruz: Artık yeter! Biz hekimler ve sağlık çalışanları tükendik.
1. İnsanlarımızın sağlığını korumak yerine onların hastalanması üzerine kurulu bu sağlık sisteminden bir an önce geri dönülmesini, koruyucu hekimliğin, birinci basamağın güçlendirilmesini, sevk zincirinin uygulamaya geçirilmesini istiyoruz.
2. Performans baskısı altında olmadan, etik ve insani değerlerin korunduğu, şiddetten uzak bir ortamda çalışmayı istiyoruz.
3. Emekliliğe yansımayan, güvencesiz, yıldan yıla azalan ücret politikalarından vazgeçilmesini istiyoruz.
4. Maaşlarımızın çok uzun olan eğitim süreleri ve çok ağır olan çalışma koşulları dikkate alınarak bir an önce iyileştirilmesini ve emekli aylıklarına yansıması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını, bu amaçla Meclis’e verilmiş yasa tekliflerinin gündeme alınmasını istiyoruz.
Kısaca, iyi hekimlik yapmak istiyoruz ve sonuna dek bunun savunucusu olacağız. Saygılarımızla

DR.MEHMET AKİF ALADAĞ
ESKİŞEHİR-BİLECİK TABİP ODASI BAŞKANI

Yorumlara kapalı.