Şarbon hakkında basın açıklaması

Sayın Basın Mensupları,
Bildiğiniz gibi Et ve Süt Kurumu tarafından Kurban Bayramı öncesi Brezilya’dan Türkiye’ye getirilen Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki özel çiftliğe kurbanlık olarak satılmak üzere bırakılan 3 bin 959 büyükbaş hayvanın kesimi yapılırken, 28 Ağustos tarihinde bu hayvanlardan 50’sinin şarbon nedeniyle telef olduğu belirlenmişti. Ancak hastalık bu bölgeyle sınırlı kalmayarak Sivas Gürün ilçesinde aynı aileden 3 kişide, Bitlis’te 42 hayvanın şarbon nedeniyle telef olduğu açıklandıktan kısa süre sonra İstanbul’da 22 kişinin şarbon şüphesi ile hastanelere başvurduğu ve 7 kişinin şarbon hastalığı ön tanısı ile hastaneye yatırılarak tedavi altına alındığı açıklaması izledi. Görsel ve yazılı basına yansıyan haberlerde bir kamu iktisadi teşebbüsü olan Et ve Süt Kurumu tarafından ithal edilen canlı hayvanlarda şarbon hastalığı görüldüğü öğrenilmiştir. Yine basına yansıyan haberlerde bu hayvanların kesimi ve depolanması için kiralanan çiftliklere Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yönetmeliği’nin 109. maddesi gereğince karantina uygulamasına geçildiği ve hasta hayvanların imha edildiği görülmüştür. Oysa Tarım ve Orman Bakanlığı ve ilgili kurumu hasta hayvanları imha ettiğini ve her türlü yasal önlemin aldığını bildirmekle sorumluluktan kurtulamaz; şu soruların yanıtı kamuoyunu tatmin edecek şekilde en kısa zamanda verilmelidir:

 Bu hayvanlar yasa ve yönetmelik hükümleri hiçe sayılarak şarbon basili taşımasına rağmen nasıl ithal edilmiştir; hangi gümrük kapısından geçmiştir; sorumluları kimlerdir ve haklarında yasal işlem yapılmış mıdır?

 Kamuoyuna yansıyan Ankara’daki grup dışında başka hayvan gruplarında da şarbona rastlanmış mıdır? Rastlandıysa ne gibi işlemler yapılmıştır; kamuoyuna niçin bilgi verilmemiştir?

 Kurban pazarlarında satılan tüm küçük ve büyükbaş hayvanlar Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yönetmeliğinin ilgili yönetmeliğince gerekli muayeneden geçirilmiş midir?

 Son bir ay içinde deri, akciğer veya barsak şarbonu şüphesi ile sağlık kurumlarına başvuran vatandaşlarımız var mıdır? Eğer varsa sağlık durumları nedir?

 Şarbonlu hayvanlar nedeni ile yapılan karantina uygulamasından dolayı uğranılacak ekonomik zararlar nasıl telafi edilecektir?

Aslında son dönemde yaşadığımız bu olay bile tek başına ülkemizde gıda güvenliği krizi yaşandığını; sorunun günden güne giderek büyüyen halk sağlığı sorunu haline geldiğini göstermektedir. İnsanlarımızın tükettiği etten sebzeye kadar tüm gıda maddeleri biyolojik, kimyasal, fiziksel her türlü gıda riskine açıktır ve insanlarımızın sağlığı bu anlamda tehdit altındadır.
“Ben yaptım; oldu’ mantığı ile 2004 yılında çıkarılan 5179 sayılı yasa ile ülkemizde gıda güvenliği tamamen Tarım ve Orman Bakanlığına bırakılmış, Sağlık Bakanlığı’nın müdahalesi sadece “halk sağlığını ilgilendiren acil durumlar” ile kısıtlanmıştır. Bu yasanın yerini alan 5996 sayılı ‘Veteriner Hizmetleri Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Yasası’ ve bu yasaya dayanılarak çıkarılan yönetmelikler de Türkiye’de gıda güvenliği ile ilgili sorunu çözememiştir. 2018’in Türkiye’sinde başkent Ankara’nın dibindeki Gölbaşı ilçesinde ‘şarbon karantinası’ uygulaması zorunluluğu ile karşılaşılmıştır. Artık daha fazla zaman kaybetmeden ve yeni gıda skandalları yaşamadan ilgili meslek odaları, bakanlıklar, üniversiteler başta olmak üzere tüm taraflar bir araya gelmeli ve bu konuda gelişmiş ülke örnekleri de incelenerek; gıda güvenliğini tartışmasız sağlayan ve sağlık örgütünü de gıda güvenliği konusunda yetkilendiren yeni bir düzenlenme hazırlanarak uygulamaya konulmalıdır.
Hepsinden önemlisi, gerek taşıyacağı hastalık riskleri, gerekse yerli üretime olumsuz etkileri açısından hayvancılığımızın ölüm fermanı olan canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin ithalatından vazgeçilmelidir. Saygılarımızla.
Dr. Mehmet Akif ALADAĞ
Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Başkanı

 

ŞARBON HASTALIĞI İÇİN BİLGİLENDİRME NOTU

ŞARBON HASTALIĞI NEDİR?

Bakteriyel bir hastalık olan şarbon, özellikle sığır, koyun, keçi, deve gibi ot yiyen hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalıktır. Ülkemizde çoban çıbanı ve karakabarcık gibi isimlerle de anılmaktadır. Şarbon hastalığının mikrobu Bacillus anthracis denen bir bakteridir.

ŞARBON HASTALIĞI NASIL BULAŞIR?
Şarbonun bulaşma yolları çeşitlidir;
Şarbonlu hayvanlarla doğrudan ya da dolaylı olarak temas edilmesi, hasta hayvanlara, bunların dokularına veya bu hayvanların mikrobu bulaştırdığı eşya ve malzemelere temas edilmesiyle (Deri şarbonu)
Şarbon mikrobuyla bulaşmış gıdaların, özellikle de şarbonlu hayvanların etlerinin iyi pişirilmeden yenmesiyle (Bağırsak şarbonu)
Şarbon mikrobuyla bulaşık tozların veya hayvan tüylerinin ve kıllarının solunmasıyla (Akciğer şarbonu)

HASTALIK DAHA ÇOK KİMLERDE GÖRÜLÜR?

Hayvancılıkla uğraşanlar, çobanlar, kasaplar, mezbaha işçileri, dericilik sanayinde çalışanlar, veteriner hekimler, hastalığın yaygın olduğu bölgelerde ölen hayvanların kesildiği veya yerleşim birimlerine yakın ölen hayvanların gömüldüğü yerlerde oynayan çocuklar şarbon yönünden risk gruplarını oluşturmaktadır.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?
İnsanlarda akciğer, deri ve sindirim sistemi şarbonu olmak üzere 3 tip şarbon hastalığı vardır. İnsanlar ve hayvanlardaki belirtiler benzerdir. Belirtiler hastalığın klinik şekline göre değişiklik gösterir.

Deri Şarbonu: Hayvanlardaki bakterilerin deriyle temas etmesi sonucu ortaya çıkan ve en çok görülen şarbon tipidir. Deride bir yara ya da kesik varsa mikrop buradan vücuda girer. Şarbon mikrobunun deriden girdiği yerde, ilk önce böcek ısırığına benzer biçimde kabarık, kaşıntılı bir şişlik oluşur. Birkaç gün içerisinde o yara, içi sıvı dolu ‘bül’ adı verilen bir şekle dönüşüp sonrasında patlar. Bundan sonra yara orta bölgeden siyahlaşmaya başlar, kabuklaşır ve ortasında da ülser meydana gelir. Birkaç gün içinde bu yaranın ortasında 1 ila 3 cm çapında ölü dokudan oluşan tam bir siyahlık oluşur. Buna kara çıban ya da çoban çıbanı da denir. Bu yara ağrısızdır. Etrafı tahta gibi sert ve şiştir. Ülkemizde görülen şarbon hastalığı genelde deri şarbonu şeklindedir.

Bağırsak Şarbonu: Şarbonlu hayvanların etlerinin yenmesiyle ortaya çıkar. Etlerin iyi pişmemiş olması ya da çiğ tüketilmesi önemli bir faktördür. En çok öldüren şarbon tipidir. Çünkü sindirim sisteminde kanamalara yol açar. Bulantı, kusma, iştahsızlık, ateş gibi belirtilerle başlar, bunu karın ağrısı, kanlı kusma ve kanlı ishal izler. Tedaviye rağmen öldürücü olabilmektedir.

Akciğer Şarbonu: En nadir görülen formdur. Genellikle biyoterörizm sonucu gelişir. Soğuk algınlığına benzeyen belirtilerle başlar. Yüksek ateş ve titremeler görülür. Birkaç gün sonra ağır solunum güçlüğü ve şok gelişir. Hastalık genel olarak ölümle sonuçlanır.

HASTALIĞIN TEDAVİSİ VAR MIDIR?

Şarbon tedavisi için etkili antibiyotikler vardır. Tedavinin başarılı olabilmesi için mümkün olan en kısa sürede tedaviye başlamak gerekir.

HASTALIKTAN NASIL KORUNULUR?

Şarbonlu olduğundan şüphelenilen veya şarbondan ölen hayvanlar asla kesilmemeli, derileri yüzülmemeli ve etleri tüketilmemelidir. Eğer kurban etinde şüphe varsa tüketmemek gerekir. Özellikle çiğ etle temastan sonra ellerin sabunla yıkanması korunmada çok önemlidir.
Hastalık bıçaklardan da bulaşabilir. Bu nedenle ete temas eden bıçakların deterjanla yıkanması gereklidir.
Hasta hayvanların bulundukları yerler ve taşındıkları nakil vasıtaları temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir.

Hasta hayvanların temas ettiği yem maddeleri, altlıklar ve gübre gibi bulaşık materyaller yakılarak imha edilmelidir.

Şarbondan ölen hayvanlar 2 metre derinliğinde çukurlar açılarak gömülmelidir.

Riskli bölgelerde bulunan hayvanlar şarbona karşı aşılattırılmalıdır. Hayvanlarda kullanılan aşılar son derece etkilidir.

İNSANLARDA AŞILAMA VAR MIDIR?

Sağlıklı insanların aşılanmasını önerilmez çünkü bir buçuk yıl süren ve altı defa yapılan bir aşılama söz konusudur. Dolayısıyla sadece temas eden kişilere aşı önerilmektedir. Ancak korunmada en önemli şey özellikle temas sonrası ellerin iyi bir şekilde yıkanması ve çıplak elle temastan kaçınılmasıdır Şarbona neden olan bakteri özellikle sabundan, dezenfektanlardan etkilenmektedir.

Şarbon insandan insana bulaşır mı?

Ayrıca şarbon insandan insana bulaşmadığından hastanın yakınlarına herhangi bir tedavi uygulanmasına gerek yoktur.

ESKİŞEHİR-BİLECİK TABİP ODASI

Yorumlara kapalı.