Öfkemiz Dinmedi

4 yıl önce Soma’da 301 maden emekçisinin yaşamını yitirdiği Soma Faciası ile ilgili TMMOB-KESK-DİSK ve EBTO basın açıklaması yaparak katliamda sorumluluğu olan herkesin hesap verene kadar öfkelerinin dinmeyeceği vurgulandı.

Ortak açıklamayı TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu sekreteri Neşet Aykanat okudu.

Soma’da hayatını kaybeden 301 maden emekçisini saygıyla andıklarını belirten Aykanat, “

Hala öfkeliyiz. Çünkü rekabet, kâr hırsı ve ucuz üretim için işçiler, emekçiler vahşi koşullarda çalıştırılıyor, yasalar bu çalışma biçimine göre uyduruluyor ve aşırı üretim halen zorlanıyor.

Soma’da 301 madencimizin katledildiği Eynez Ocağı, vaktinde böylesi bir çalışma yükünü, mevcut koşullarda kaldıramayacağı için bir işletmeden ötekine devredilmişti. Ocakta bilime, tekniğe ve insani çalışma koşulları aykırı biçimde üretim yapılmış ve adeta geliyorum diyen Soma Faciası yaşanmıştı. Ülkemiz güvencesiz ve kuralsız çalışılan, emekçilerin açlık ile ölüm arasında seçim yapmak zorunda bırakıldığı, iş cinayetlerinin fıtrat ve kader olarak değerlendirildiği bir ülke haline gelmiştir” dedi.

İş cinayetleri sadece maden sektöründe değil, tüm iş kollarında arttığını belirten Aykanat, OHAL süresince, geçmiş zamanlardan daha fazla işçi iş cinayetlerine kurban verildiğini söyledi.

Meslek hastalıklarının ülkemizde halen tespit edilememekte ve kapsam dışı görüldüğünü belirten Aykanat şunları söyledi:

“Ülkemizin bir meslek hastalıkları indeksi dahi oluşturulmamıştır.

Çünkü bu sistem, hak ihlallerinden, uzun zamana yayılan ve sonuçsuz kalan hukuki süreçlerden, kamu denetiminin önemsenmemesinden, yasaların duruma göre değiştirilmesinden, demokratik sendikalaşma hakkının engellenmesinden, emekçilerin güvencesiz bırakılmasından beslenmektedir.

İşverenler, siyasiler ve çıkar ortakları tarafından fiilen kurulmuş olan bu vahşi sistem kiralık işçilikle, esnek çalıştırmayla, ödünç işçilik ile daha da güvencesiz hale getirilmiştir. Artan çalışma saatleri, göz dikilen kıdem tazminatlarıyla güvencesizlik ve ucuza çalıştırma, katliamlara vardırılmıştır.

Madenciler, bugün halen Soma’da aynı koşullar altında ekmeğini taştan çıkarmaktadır.

Dünyanın en büyük iş cinayeti, dünyanın en büyük işçi katliamı olan Soma Davası, 2014 yılından beri görülmektedir.

Sistemin yaratmış olduğu bu facianın sorumluluğunun, sadece birkaç mühendise yüklenerek çözümlenmek istenilmesi ve sistemden kaynaklı sorunların, üstü örtülerek, unutturulma mecrasına sokulması çok tanıdık bir yaklaşımdır.

Daha da tanıdık olan, madenci ailelerini sokakta tekmeleyenlerin, 301 kişi yaşamını yitirmişken havanın soğukluğundan ve yorgunluktan söz edenlerin, ölümlerimiz üzerinden rant kazanmak isteyenlerin, katliamın gerçek sorumlularının halen kamuoyunun gözleri önünde olmasıdır.

Bu katliamın gerçek sorumluları hala kamuoyu önünde hesap vermemiştir. Bizler Soma davasının takipçisiyiz ve gerçek sorumluların açığa çıkarılması için sonuna kadar da takipçisi olacağız

Ülkemiz, iş cinayetlerinde, işçi ölümlerinde Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sırada yer almaktadır. Bu tablo AKP’nin iktidara gelmesiyle daha vahim, OHAL’in ilanı ile akıl almaz hal almıştır.

Soma’da, Ermenek’te, Şirvan’da, Torunlarda, 3. Köprü ve Havalimanında, madenlerde ve tüm iş kollarında katliamlar son 15 yıldır ağırlaştırılmış bir biçimde sürdürülen ‘özelleştirme’, ‘piyasalaştırma’ ve ‘taşeronlaştırma’ politikalarının bir sonucu olarak artarak devam etmektedir.

Bu gün işçiyi her türlü korumadan uzak ve sahipsiz bırakan, mühendis ve hekimi iş kazaları tazminatlarından sorumlu tutan, işvereni ve iş yaşamını denetlemekten sorumlu olan devleti ise her türlü sorumluluktan arındıran bir politika ile karşı karşıyayız.

Bu nedenle, Soma’dan dünden bugüne değişen, iyileşen kayda değer bir şey yoktur. Bu yüzden Soma Katliamı davası sadece hayatını kaybeden 301 madencimizin değil, tüm yurtta iş cinayetlerine kurban olan tüm işçilerin ve ailelerinin, aynı zamanda tüm halkımızın davasıdır.

Ancak bilinmelidir ki bu davada da henüz babalarını, eşlerini, evlatlarını kaybedenlerin yüreğini soğutacak somut adımlar atılmamış, somut kararlar verilmemiştir. Bu yüzden aklımız ve vicdanımız her duruşmada, işçi katliamlarının gündeme geldiği her gün bir kere daha ölmektedir.

Bu cinayetlere sebep olanların bağımsız yargıya ve topluma hesap vermeleri için, adaletin yerini bulması için, bu acımasız sistemi değiştirmek için mücadelemizi sürdüreceğimizi ifade ediyoruz.

Bizler, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, insan yaşamının her şeyden önce geldiğini vurgulamaya devam edeceğiz. İşverenin kar hırsının, siyasi iktidarın politik önceliklerinin emekçilerin hayatlarını çalmasına izin vermeyeceğiz.

Maden ocaklarında, bir avuç kömür için bir ömür verenleri, başta Soma olmak üzere kaybettiğimiz tüm madencileri ve işçi katliamlarında yaşamlarını kaybeden işçilerimizi saygıyla anıyoruz.”

Eskişehir Tabip Odası

Yorumlara kapalı.