Basın Açıklaması

Değerli Basın Mensupları,
Sevgili meslektaşımız Aynur Dağdemir çalıştığı hastanede başka bir kadını erkek şiddetinden korumaya çalışırken katledileli tam iki yıl oldu. Bu iki yılda ne yazık ki değişen hiçbir şey yok. Hâlâ ne hekimler çalıştıkları sağlık kuruluşlarında ne de kadınlar bu ülkede güvende.
Hekimlere, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet devam ediyor. Bir yıl içinde iki hekim arkadaşımız işyerinde öldürüldü. Şiddete uğrayanlar on binlerle ifade ediliyor. İşyerlerimiz bugün de hiçbirimiz için korunaklı değil. Hekimler de toplumun çoğunluğu gibi mutsuz, umutsuz. Daha geçen ay ikisi kadın üç meslektaşımızın aynı gün içinde intiharıyla sarsıldık.
2016 yılında 328 kadın öldürülmüştü. 2017 yılının ilk on ayında öldürülen kadın sayısı 339 oldu. Kadın kırımı hızla artarak sürüyor.
Her zaman olduğu gibi kadınlar en çok kendi hayatlarına dair karar aldıkları, boşanmak, ayrılmak istedikleri için öldürüldü.
Kadınlar çoğunlukla en yakınları olan eşleri, sevgilileri, babaları, oğulları, kardeşleri tarafından öldürüldü.
En çok genç kadınlar öldürüldü.
Kadınlar en çok ateşli silahlarla, işkence ve eziyetle öldürüldü.
Kadınlar şiddet uygulayan eşleri tarafından, korunma uygulanmadığı için ya da koruma süresi dolar dolmaz öldürüldü.
Geçtiğimiz günlerde iki baba (!), eşlerinden intikam almak için öz çocuklarını öldürdü.
Kadınların öldürülmeleriyle sonuçlanan süreçlerin ve öne sürülen gerekçelerin incelenmesi, kolaylaştırıcı etkenlerin, ortak özelliklerin belirlenmesi, kadına yönelik şiddetin önlenmesinde uygulanacak politikaların yöntem ve içeriğini de ortaya koyuyor.
Kadınlar boşanma, çalışma, eğitim görme, bağımsız yaşama gibi en temel haklarını kullanırken korunmuyorlar ve kararlarını engellemek isteyenler tarafından öldürülüyorlar.
Kadınların çocuk yaşta evlendirilmeleri, eğitim süreçlerinin dışında bırakılma ve hukuksal mekanizmalar başta olmak üzere çeşitli yöntemlerle meşrulaştırılıyor, kolaylaştırılıyor. Kız çocukları erişkinliğe hazırlanacakları yaşlarda evlendirilerek kocanın baskısına, insafına, şiddetine, egemenliğine terk ediliyorlar. Erken yaşta zorla evlilikleri onaylayanlar öldürülmek de dahil şiddetin her türünü kadınlara reva görüyor.
Kadına yönelik şiddetin bütün hızıyla sürdüğü günümüzde, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair 6284 Sayılı Kanun’daki eksikliklerin giderilmesi ve yaşama geçirilmesi gerekirken, söz konusu kanun tümüyle ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Kamuoyunda boşanma komisyonu olarak bilinen Meclis Araştırma Komisyonu raporunda nafaka süresinin evlilik süresiyle sınırlanması, koruyucu tedbir kararı için kanıt şartı ve kararın 15 günle sınırlandırılması, arabuluculuk süreci gibi kadınların mağduriyetine yol açacak önerilerde bulunuluyor.
Yerelde büyük emek ve mücadele ile oluşturulmuş olan kadına destek ve dayanışma kurumları ortadan kaldırılarak kadınlar güçsüzleştiriliyor. Kadınların bugünü ve geleceği için umut sağlayan İstanbul Sözleşmesi, “imzalandıktan sonra rafa kaldırılan sözleşmeler” arasında çoktan yerini almış görünüyor.
Öldürülen ve şiddete uğrayan tüm kadınlar için, tek bir kadının daha öldürülmemesi, şiddet görmemesi için adalet istiyoruz.
Sevgili Aynur,
Senin  şiddet karşısındaki  cesur davranışın hepimize örnek oldu. Seni aramızdan alan şiddetle, bu şiddete engel olmayan, göz yuman, hafifseyen, yadırgamayan, yargılamayan, iyi halden salıveren erkek egemenliği ile mücadelemize senden aldığımız güçle devam ediyoruz.
Saygılarımızla.

Yorumlara kapalı.