Şehir Hastaneleri – Panel

Eskişehir-Bilecik Tabip Odası tarafından düzenlenen “Şehir Hastaneleri “paneli  yapıldı. TTB Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, Uludağ Üniversitesi Halk Sağlığı ABD Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala ve TTB Merkez Konsey üyesi Dr. Şeyhmus Gökalp’in konuşmacı olarak katıldığı panelde tüm yönleriyle şehir hastaneleri ele alındı.

Panelin açılışını yapan EBTO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hamit Güçlüer;”2018 yılında hizmete girmesi beklenen  1081 yataklı hastanenin Kamu-Özel Ortaklığı adı altında özelleştirmenin bir adımı olduğu ,şehir merkezindeki devlet hastanesinin ve diğer semt polikliniklerinin kapatılarak halkın ulaşımının zorlaşacağı ,yatak sayısının aynı kalacağı hatta düşeceği, çalışan hekim ve diğer sağlık personelinin ücretlerinde ciddi düşüşler yaşayacağı ama iş yükünün artacağını söyledi.

Prof.Dr.Raşit Tükel;” Hazine arazileri üzerine bedelsiz olarak özel şirketlerce yapılan şehir hastanelerinde devlet burada kiracı konumunda yer alıyor. Birkaç yılda sabit yatırım tutarı karşılanacak hastaneler için 25 yıl boyunca her yıl yüksek miktarlarda ödemeler yapılıyor. Yapılan hesaba göre, 18 şehir hastanesi için yılda ödenecek kira bedellerinin toplamı 3 milyar lirayı geçmiş durumdadır. 32 şehir hastanesi tamamlandığında kira bedelinin yaklaşık 5 milyar TL olması bekleniyor. Bu hastanelerin maliyetleri, Sağlık Bakanlığının şirketlere ödeyeceği kira ve hizmet satın alma bedellerine dair ‘ticari sır’ adı altında saklanıyor.” Şehir hastanelerinde yatak sayısı ve verimlilik konusunda da gerçeğin yansıtılmadığının altını çizen Tükel, “Araştırma sonuçları, şehirden uzak büyük hastaneler yerine, şehir içinde 300-600 yatak kapasiteli hastanelerin korunması ve ihtiyaca göre bu kapasiteye sahip hastanelerin yaygınlaştırılmasının önemine işaret ediyor” diye konuştu. Tükel, sözlerini “Şehir hastaneleri kamulaştırılmalıdır” diyerek bitirdi.

Prof.Dr.Kayıhan Pala;” İhale şartnamelerine göre şehir hastanelerini yapan şirketlere yüzde 70 yatak doluluk garantisi verildiğine değinerek, “Eskişehir’de bulunan iki devlet hastanesini de şehir hastanesine taşıdınız ve yatak doluluk oranı yüzde 60’da kaldığını düşünelim. Yüzde 70’i tamamlayamadığınız için bunun parasının nereden ödeneceği ticari sır olarak saklanıyor” diye konuştu. Şehir hastanelerinde şaşkınlık yaratan yatak başına kapalı alanın ciddi sorunlar yaratacağının altını çizen Pala şöyle devam etti: “Bir yatak başına 290 metrekare kapalı alan düşüyor. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bütün odalar tek yataklı ve banyolu olmasına karşın yatak başına düşen kapalı alan 135 metrekaredir. Şehir hastanelerindeki alan çok büyük. Amerikalılar bina ve arabalarının büyük olması ile övünürken, Amerika’da büyük hastaneler sınıflandırması içerisinde bir hasta yatağı için düşen alan 198 metrekaredir. Ankara Etlik’te 313 metrekare, Bursa ise 351 metrekare…

Bir hasta yatağı başına bu kadar alan yarattığınızda burayı nasıl ısıtacaksınız, nasıl soğutacaksınız, nasıl temizleyeceksiniz, hastanın yakınının hemşirenin, doktorun ulaşımını sürekli hızlı şekilde nasıl sağlayacaksınız? Mavi kod sisteminde mesafeler o kadar uzun ki sağlık çalışanları gelene kadar hasta yaşamını yitiriyor. Bunların hiçbirisi düşünülmeden sırf maliyetleri şişirmek için yapılmış bir uygulama ile karşıyayız” diye konuştu.

Dr. Şeyhmus Gökalp ise bunun kapitalist sistemin ,genel uygulamalarından bağımsız olmadığını Birleşik Krallık ’ta iflas etmiş sistemin kar sağlayıcılarının(global finans şirketlerinin)sitemi kar elde edebileceği az gelişmiş ülkelere ihraç etmelerinin sonucu olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Raşit Tükel’in sunumu için tıklayınız.

Prof. Dr. Kayıhan Pala’nın sunumu için tıklayınız.

Yorumlara kapalı.