Hekimlere Yönelen Şiddetde Hukuksal Çerçeve ve Yapılabilecekler

Günümüzde sağlık çalışanları için sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarının oluşturması acil gereksinim haline gelmiştir. Hekimlerin çalışan olmaktan kaynaklanan haklarının güvence altına alınması ve şiddet olaylarının önlenmesi sürecinde yürütülecek çalışmalara katkı amacıyla konunun hukuksal çerçevesi ve çalışmalara ilişkin önerilerimiz yazımızın konusunu oluşturmaktadır.

I. Şiddet hekimlerin sağlıklı ve güvenli koşullarda çalışma hakkını ihlal etmektedir.

Hekimlere yönelen şiddet sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarına sahip olma hakkını ihlal etmektedir. Oysaki İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23. maddesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 7. maddesi ve Anayasa’nın 48. maddesi ile hekimlerin sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarına sahip olma hakları güvence altına alınmıştır. Avrupa Sosyal Şartı’nın II. bölümünün 3. maddesiyle de devlet tüm çalışanların güvenli ve sağlıklı koşullarda çalışma hakkını etkili bir biçimde kullanabilmesini sağlamakla yükümlü kılınmıştır. Devlet bu ödevini kamu kurum ve kuruluşlarında doğrudan, özel sağlık kuruluşlarında iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine ilişkin politikalar belirleyerek ve gerekli denetimleri yaparak yerine getirmelidir. Devletin bu yükümlülüğe aykırı davranışı ise hizmet kusurunu oluşturacak ve oluşan zarardan devlet sorumlu tutulacaktır.

Devlet kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında bu ödevini yetkilendirdiği amirler eliyle yürütmektedir. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarına sahip olma hakkının korunması başhekimin ve hastane müdürünün görevidir. Çünkü anılan amirlerin hukuksal düzenlemelerden kaynaklanan hastanenin düzenini koruma, gerekli güvenlik önlemlerini alma ödevi bulunmaktadır. Sağlık hizmetlerinin sosyalleştirildiği bölgelerde gerekli önlemleri almak Sağlık ve Sosyal Yardım Müdürü ile Sağlık Bölge Başkanlarının görevidir. Aile hekimliği hizmetinin verildiği bölgelerde hekimin güvenliğinin sağlanması yükümlülüğü mülki idare amiri ile il sağlık müdürlerine aittir. Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında gerekli önlemleri almak işverenin sorumluluğu, denetimlerin yapılması ise İl Sağlık Müdürlüklerinin görevidir.

Yine kamu huzur ve güvenliğinin, kişi dokunulmazlığının sağlanması ödevi Devlete ait olup bu görev 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesi gereğince Valiye aittir. Vali ildeki tüm genel ve özel kolluk kuvvetlerinin amiri olduğundan güvenlik önlemlerinin alınmasından birinci derecede sorumludur.

II. Şiddetle Karşılaşmadan Önce Yapılabilecekler

A. İlgili Kişi ve Kurumlarla Bilgilendirme ve Önleyici Tedbirlerin Alınması Amacıyla Görüşmelerin Yapılması

Yetkili amirler ile sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle ilgili bilgilendirici, sorumlulukları hatırlatıcı ve çalışanların korunmasına yönelik talepleri içeren görüşmeler yapılabilir. Bu görüşmelerde sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin; nedenleri, nasıl ortaya çıktığı, sağlık çalışanlarının yanı sıra sağlık hizmetini olumsuz etkilediği, hastaların tedaviye ulaşma ve sağlık haklarına da saldırı niteliğinde olduğu aktarılabilir.

Hekimlere yönelen şiddetin aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında öldürme, yaralama, hakaret, tehdit ve cebir suçlarını oluşturabileceği, bu suçların birçoğunun soruşturulmasının şikayete tabi olmadığı ve hukuki sürece katılım hakkında bilgiler verilebilir.

Sağlık çalışanlarının gerek uluslararası düzenlemeler gerekse de Anayasa’da düzenlenen çalışan olmaktan kaynaklı sağlıklı ve güvenli çalışma haklarının bulunduğu hatırlatılabilir ve bunun sağlanması için güvenlik önlemlerinin alınması talep edilebilir. Bu kapsamda Başhekimin Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’nin 110. maddesinde yer alan çalışanların güvenliğinin sağlanmasındaki sorumlulukları, kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında güvenlik hizmetlerinin ve personelinin denetimindeki görevleri hatırlatılabilir.

İdareden çalışanların güvenliğinin sağlanması için güvenlik personeli ve hastane polisine yönelik şiddetle karşılaşılması durumunda yapılabilecekleri içeren bilgilendirme broşürlerinin hazırlanması ve dağıtılması istenebilir. Söz konusu broşürlerde güvenlikten sorumlu personelin olaya müdahalesi, sorumlulukları, yetkisi ve şiddet gerçekleştikten sonra yapması gerekenler alt başlıklarında açıklamaların hazırlanması talep edilebilir.

Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında ise, sağlık çalışanlarının güvenli ve sağlıklı koşullarda çalışma hakkının gerçekleştirilebilmesi için işverenden gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması istenebilir. İşverenin gerekli önlemleri almaması halinde meydana gelecek olumsuz durumların iş kazası olacağı ve hukuki sorumluluğu doğuracağı hatırlatılabilir.

İl Sağlık Müdürlüklerinden tüm sağlık çalışanlarının güvenliğinin sağlanması için gerekli önlemlerin alınması, bu konuda denetimlerin yapılması ve sağlık kuruluşları açısından güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarının sağlanması için uyulacak temel ölçütlerin taraflarla birlikte belirlenmesi istenebilir.

İl mülki idare amirine de ilde kamunun huzurunu ve güvenliğini sağlama görevi kapsamında sağlık çalışanlarının, kurum ve kuruluşların korunması için gerekli tedbirlerin alınması, kamuya yönelik genel olarak şiddetin olumsuz sonuçları ve bu tür eylemlerin suç oluşturacağı, şiddetin kamu görevlisine yönelmesinin ağırlaştırıcı unsur olarak kabul edildiğine ilişkin bilgilendirici çalışmaların yapılması istenebilir.

Sağlık kuruluşlarında güvenlik hizmetlerinin özel güvenlik birimleri kurularak ya da özel güvenlik hizmeti satın alınarak sağlandığı gözetilerek mülki idare amirinden 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun çerçevesindeki yetkileri nedeniyle özel güvenlik kurslarının eğitim programlarında, sağlık kurum ve kuruluşlarında karşılaşılabilecek olaylarda yetki ve görevleri açıklayan ders içeriklerinin yer almasının sağlanması yönünde talepte bulunulabilir. Ayrıca Validen güvenlik hizmetlerinin Yasa kapsamında yürütülüp yürütülmediği konusundaki denetim yetkisini kullanması istenebilir.

Yine Vali Bakanların ildeki temsilcisi olduğundan hastane polisi olarak görevlendirilen emniyet mensuplarına 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda düzenlenen görevleri kapsamında şiddetin önlenmesi, şiddetle karşılaşılması halinde yapılması gerekenler, suç oluşturan eylemlerin Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimi konularında hizmet içi eğitim seminerlerinin verilmesi istenebilir ve söz konusu seminerlerde eğitici olarak katılma isteminde bulunulabilir.

B. Şiddet Eylemlerini Gerçekleştirenler Hakkında Başlatılacak Hukuki Süreçte İdarenin Rolünün Hatırlatılması

Hekimlere yönelen ve suç oluşturan eylemler, kamu hizmetinin sunumunda aksaklığa, bozukluğa neden olduğundan ve aynı zamanda kamu hizmetinin ifası nedeniyle gerçekleştiğinden hukuken şiddetin hekimin yanı sıra kamuya da yöneldiğinin kabulü gerekmektedir. Çünkü hekime yönelik şiddet doğrudan kamu görevinin yerine getirilmesini engellemekte ve kamu hizmetini, hizmetin sürekliliğini aksatmakta ve sakatlamaktadır. Dolayısıyla hekimlere yönelik saldırılarda kamu menfaatinin de ihlal edildiği ve hekimin şahsi zararının yanında idarenin de zararının ortaya çıktığı bir başka anlatımla idarenin hekimlere yönelen suçlarda mağdur olduğu düşünülmelidir. Bu durumun sonucu olarak idarenin hukuki süreci başlatma ödevi ve açılacak davaya katılma olanağı bulunmaktadır. Bu kapsamda;

Yasalarca amir olarak yetkilendirilen kişilerin görevleri kapsamında sağlık hizmetinin düzenli ve etkin işleyişini sağlamak amacıyla saldırganlar konusunda işlem yapmaması durumunda ise bu kişiler yönünden Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun oluşacağı ifade edilebilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237. maddesinin yalnızca suçun mağduru olan değil suçtan zarar gören tüzel kişilere de kovuşturma evresinin her aşamasında ve yargılama sırasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılma olanağını sağladığı hatırlatılabilir ve açılacak olan davalara katılınması talep edilebilir.

C. Hekimlere Yönelik Bilgilendirme

Hekimlerin kendilerine yönelen şiddet eylemleri karşısında hakları ve yapılabileceklerini anlatan broşürler hazırlanabilir, eğitim çalışmaları yapılabilir. Hekimlerin güvenli ve sağlıklı koşullarda çalışma haklarının bulunduğu, hekimlere yönelen saldırıların aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında suç oluşturduğu, birçok suç bakımından soruşturmanın şikayete bağlı olmadığı, idarenin yükümlülükleri ve idareden talep edilebilecekler aktarılabilir.

III. ŞİDDETLE KARŞILAŞILMASI DURUMUNDA YAPILABİLECEKLER

– Hekimlere yönelen şiddet eylemlerinin,

ölüme neden olması halinde bu fiillerin öldürme suçunu oluşturacağı ve suçun şikayete tabi olmadığı,

Yaralama ile sonuçlanmasıhalinde ise yaralama suçunun oluşacağı, kasten ve bilinçli yaralamanın soruşturulmasının şikayete tabi olmadığı,

Onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikteki bir fiil ya da olgu isnat edilmesi, bu eylemin sövme suretiyle işlenmesi halinde ise hakaret suçunu oluşturduğu ve kamu görevlisine görevinden dolayı yönelen suçun soruşturulmasının şikayete tabi olmadığı,

Hekimin ya da yakınlarının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, malvarlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle tehdit edilmesi şeklinde ortaya çıkması halinde tehdit suçunu oluşturacağı ve malvarlığına yönelme dışındaki eylemlerde şikayet koşulunun aranmadığı,

Hekimden “bir şeyi yapmasını” ya da “yapmamasını” veya “kendisinin yapmasına izin vermesini” sağlamak amacıyla zor kullanılması şeklinde ortaya çıkması durumunda ise cebir suçunu oluşturacağı ve soruşturmanın şikayete tabi olmadığı,

gözetilerek soruşturma ve kovuşturma süreci değerlendirilmelidir. Bu kapsamda;

– Saldırganlar hakkında bizzat Oda tarafından yukarıdaki açıklamalar da dikkate alınarak Cumhuriyet Savcılıklarına bildirim yapılabilir ya da şikayette bulunulabilir.

– Hekime yönelen aynı zamanda suç oluşturan ve soruşturulması şikayete bağlı olmayan eylemler hakkında Başhekimin Cumhuriyet Başsavcılığı’na gerekli ihbarda bulunup bulunmadığı konusunda bilgi istenebilir. Gerekli ihbarın yapılması ya da açılacak davaya katılınması talep edilebilir.

– Hastane polisinin bu tür olaylar hakkında tutanak tutup tutmadığı ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda düzenlenen suçu bildirme görevi kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığı’na gerekli bildirimleri yapıp yapmadığı hakkında gerekli inceleme yapılabilir ve bilgi istenebilir.

– 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ile kişinin vücudu ve sağlığı bakımından mevcut bir tehlikeden korunması amacıyla yakalama yetkisi verilen özel güvenlik görevlilerinin bu yetkiyi kullanmalarını gerektirecek olaylarla karşılaşması halinde genel kolluğa haber verme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği incelenebilir.

– Hekimlere yönelen eylemler hakkında kamu davası açılması halinde il Sağlık Müdürlüğü ve kurum Başhekiminin sürece katılıp katılmadıkları araştırılabilir. Eğer katılma talebinde bulunmamışlarsa anılan kişi ve kurumlardan davayı takip etmeleri istenebilir.

-Hekimin gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması nedeniyle şiddete maruz kalması halinde idarenin hizmet kusuru ortaya çıkacağından hekimin çalıştığı kurumdan maddi ve manevi tazminat isteme hakkı bulunduğu hatırlatılabilir.

– Tabip Odalarının kendilerine bildirilen şiddet eylemleri hakkında Türk Tabipleri Birliği’ne bilgi iletilmesi hem sürece müdahale ve hem de şiddet olaylarının görünür kılınması için önem taşımaktadır.

Yorumlara kapalı.