Sağlık İletişimi Sempozyumu

Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen “Sağlık İletişimi Sempozyumu” Eskişehir’de gerçekleştirildi.

“Kurumsal Bakış” başlıklı oturuma Sağlık Bakanlığı bürokratları ve Eskişehir Tabip Odası Başkanı Dr. Bülent Nazım Yılmaz katıldı.

Günaydın, Türk Tabipleri Birliği ve Eskişehir Tabip Odası adına hepinizi selamlıyorum. Sempozyumu düzenleyenlere teşekkür ediyorum.

Yazılı tarihin hemen hemen tümünde ve dünyanın hemen her yerinde, hekim olmanın özel bir anlamı vardır. İnsanlar en önemli gereksinimleri için, ağrıdan ve acıdan kurtulmak ve sağlıklarına yeniden kavuşmak için hekimlere başvururlar. Hekimlerin bedenlerinin en özel yerlerini görmelerine ve dokunmalarına izin verirler. Bunu yaparlar, çünkü hekimlerinin kendileri için en iyisini yapacağına güvenirler.

Bu denli eşit olmayan bir ilişki içinden nasıl düzeyli bir sağlık iletişimi yaratacağız?

Mesleğimizin getirdiği tüm avantajları kullanarak hastamızla  aramızdaki iletişimi kendi çizdiğimiz alana mı sınırlayacağız, yoksa kimi ticari, idari baskı ve görüşler çerçevesinde davranıp iletişimi hastamızın talepleri çerçevesinde mi kuracağız?

İkisi de doğru değil!

Burada doğruyu belirlerken adresimiz uluslararası tıp etiği kuralları ve toplumcu, bilimsel, laik hekimlik anlayışı olmalı.

Hekimliğin öncelikli görevi hastalıkları önlemeye ve bilimsel gerekleri yerine getirerek hastaları iyileştirmeye çalışmak, insanın yaşamını ve sağlığını korumaktır. Meslek uygulaması sırasında insan onurunu korumak da vazgeçilemez bir hekimlik görevidir.

– Hekim görevini yerine getirirken yararlılık, zarar vermeme, adalet ve özerklik ilkelerine uygun davranıyorsa,

– Siyasal görüş, sosyal durum, dini inanç, cinsiyet ayrımı yapmıyorsa, anadilde sağlık hakkını bir hak olarak görüyorsa

sağlıkta iletişimin yollarını açmıştır.

Ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde uygulanan özelleştirmeci, piyasacı sağlık politikaları sağlıkta iletişimin önündeki en önemli engeldir.

Çünkü özelleştirmeci, piyasacı politikalar doğası gereği populisttir, Gözünü tüketime dikmiştir ve tüketimi sağlamak adına ne yazık ki yukarıda sözünü ettiğim tüm ilke ve anlayışları karşısına almıştır.

Meslek örgütümüz TTB çok uzun senelerdir sağlık alanını yıpratan, eşitsizlikleri derinleştiren, sağlıkta iletişimi sadece halkın şikayet mekanizmalarını kullanmalarına daraltan bu politikaları başta Sağlık Bakanlığı  olmak üzere, Dünya Tabipleri Birliği, Dünya Sağlık Örgütü, ülkemizde akademik çevre ve toplumla paylaşmış ve bilimsel, toplumcu, laik bir sağlık sistemi talebini ısrarla sürdürmeye devam etmiştir.

Sağlıkta iletişime dönecek olursak…

Sağlık sisteminin sağlık iletişimine ne kadar olanak sağladığını sorgulamamız gerekir.

Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, sağlıkta iletişimi kolaylaştıran bir sağlık sistemi iyi yoldadır.

Peki sağlıkta dönüşüm programı buna hizmet ediyor mu?

Hepinizin bildiği gibi ilimizde yaklaşık 10 yıldır, ülkemizde de yaklaşık 6 yıldır 1. Basamak Sağlık Hizmetleri Aile Hekimliği modeliyle sürdürülmektedir.

Birinci basamak sağlığın en önemli alanıdır. Sadece koruyucu sağlık alanında hizmet verdiği için değil…

Aynı zamanda halkı sağlık sisteminin içine alan, yani halkı sağlıkta edilgen durumdan aktif duruma geçiren bir sistemdir.

Bunu da barındırdığı sağlık çalışanlarının niteliği ve kullandığı kimi mekanizmalarla sağlar.

Örneğin sağlık ocağı sisteminde bunun adı “sağlık ocağı meclisi”dir. İçinde doktor, ebe, sağlık memuru vardır, ama aynı zamanda muhtar, öğretmen, kadınlar, yaşlılar da vardır. Bu bir toplumcu tıp uygulamasıdır.

Eğer bu anlayış iyi işliyorsa; burada sağlık iletişiminde sorun yoktur. Çünkü burada populizm yoktur gerçeklik vardır. İşte asıl iletişim de burada kurulur ve sağlığın tüm alanlarında da etkisini gösterir.

Ne yazık ki aile hekimliği sistemi buna izin vermiyor.

İkinci Basamak uygulamalarında, özel sağlık kuruluşlarında durum farklı mı?

Ne yazık ki değil.

Tedavi edici sağlık kurumları performansa dayalı ücretlendirmeden tutun randevu sistemine kadar sağlık alanındaki iletişimi alt üst eden uygulamalarla doludur.

Acil servislerde 1-2 dakikaya, polikliniklerde 3-4 dakikaya sığdırılmaya çalışılan bir muayene anlayışı doğal olarak sağlıktaki tüm iletişim kanallarını bozmuştur. Sağlık sistemi hekimi hastasıyla konuşan, onu muayene eden bir tarzdan sadece tetkiklerle hekimliği sınırlayan bir alana dönüştürülmüştür. Buradan sağlıklı bir iletişim beklemek kuşkusuz ki koca bir hayaldir.

Böyle bir sağlık sisteminden ancak hekime, sağlık çalışanlarına şiddet doğar.

Hekimler çok zor şartlarda görev yapıyorlar.

Çalışma ortamları sağlıksız,

Çalışma temposu sağlıksız,

Çalışma süreleri sağlıksız,

Dinlenme süreleri sağlıksız,

Nöbet ortamları sağlıksız.

Bu tablo biz hekimler için de hastalarımız için de iç açıcı değildir.

Bir günde muayene edilebilecek hasta sayısını belirleyebilecek ölçüt her hastanın ihtiyacı olan süre olmalıdır.

Hastadan hastaya değişmekle birlikte ortalama 18-20 dakika yeterlidir. Bu ölçütle mesleğini icra etmek isteyen meslektaşlarımız, dayatmalara maruz kalmakta, bir günde muayene edebilecekleri sayının çok üzerinde hasta bakmaya zorlanmaktadırlar.

2013 yılında yayınlanan sağlık istatistiklerine göre kişi başı hekime müracaat sayısı Finlandiya’da 2,7’dir. İsviçre, İsveç, Norveç, Danimarka, İngiltere’de bu sayı 4 ila 5 arasındadır. OECD ortalamasının 6,7 olduğu bu sayı ülkemizde 8,2’dir. Bir başka anlatımla ülkemiz nüfusu bir yılda sekiz kere hekime müracaat etmiştir.

Sağlık Bakanlığı, bu derece yüksek başvuru sayısını hizmete ulaşılabilirliğin sağlanması ile açıklamakta ve bu artışı başarı olarak kabul etmektedir. Oysa bu yoğunluk hasta başına düşen zamanı azaltmakta  ve kısıtlı zamanlarda alınan sağlık hizmeti yeni sağlık hizmeti gereksinimini doğurmaktadır. Piyasa kazanmaktadır ancak hem hekim hem de hasta kaybetmektedir.

Böyle bir sağlık sisteminin varlığında sağlık alanında etkin bir iletişimin çıkması ne yazık ki olanaksızdır.

1 Yorum

  1. Cemal Deren dedi ki:

    Bir doktor olarak çalışma şartlarımızın sıkıntılarından bir kısmını okudum burada. Buradaki tüm sorunlara aynen katılıyorum. Bu konularda gerekli çalışmaların biran önce başlatılmasını ve çözülmesini yetkili kişilerden diliyorum. İyi günler.