| Bu fotoğrafta eksik kalan bir şeyler var...- Sayı 43 |
|
|
|
Genel Sekreter Eskişehir Tabip Odası
Bu süreçte nelerin olacağı iyi izlenmeli. Neden izlenmeli? Çünkü müdahalenin ne kadar yerinde bir müdahale olduğunun ve ne kadar etkili olduğunun izlenmesi gerekir. Eskişehir Tabip Odası olarak, biz de öyle yaptık. Ve aile hekimliği uygulamalarının "Alan Araştırmaları Yoluyla İzlenmesi" konusundaki Eskişehir örneği böylece hayata geçti. Araştırma, 2008 yılının Eylül ayında başlayıp 2009 yılının ilk yarısında da sürdü. Çalışmanın sahadaki ilk bölümü, 5 bin kilometreyi geçen yol kat edilerek dört ayda tamamlandı. Bu anlamda 0 - 23 aylık 386 bebek ve annesiyle yüz yüze görüşüldü. Eskişehir ilindeki pilot uygulamanın üçüncü yılında, sağlık hizmetlerindeki sunum değişikliğinin, ana ve çocuk sağlığı hizmetlerine etkisinin saptanabilmesi amaçlı bu araştırma, % 95'lik güvenilirlilik düzeyi ile Türkiye'de bu konuda yapılmış en kapsamlı çalışma oldu. Birinci bölümünü önceki sayımızda sunduğumuz araştırmanın ikinci bölümünü Eskişehir kamuoyuna sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Toplumun kendisine sunulan sağlık hizmetlerini kullanma ya da bu hizmetlerden yararlanma davranışını belirleyebilmek amacıyla sorulan sorulara alınan yanıtlar da şöyle..
Pilot uygulamalarla, birinci basamak sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde kimi ilkelerden vazgeçildiği görülmektedir. 224 sayılı yasaya göre "sağlık ocaklarında sunulan, kişiye ve çevreye yönelik iyileştirici, koruyucu birinci basamak sağlık hizmetini üreten" hekim ve hekim dışı sağlık personelinden oluşan ekip, Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamındaki aile hekimliği pilot uygulamaları ile dağıtıldı. Sağlık ocağındaki geniş ekibin yerini, bir aile hekimi ve bir aile sağlığı elemanından oluşan bir ikili aldı. "Dar alanda geniş kapsamlı bölgesel hizmet anlayışı" yok edildi. Ekip parçalandı. Bölge parçalandı hatta kimi zaman ailenin fertleri farklı aile hekimlerine kayıt edildi, aile parçalandı. Dönüşüm programı, sağlam kişiye ücretsiz verilen koruyucu hizmet yerine, "hasta" ya verilen "iyileştirici hizmet" in daha karlı olduğunu gördü ve hastalıklardan koruyucu hizmetlerin yerini iyileştirici hizmetler aldı. Sonuç olarak bu sistem, başvuranın, başvurabilenin hizmet aldığı bir sistemdir. Eskişehir İl Sağlık Müdürü'nün tanımıyla aile hekimliği gerçekten de ve ne yazık ki, "talep üzerine" kurulmuş bir sistemdir. Koruyucu sağlık hizmetlerine değil, iyileştirici hizmetlere odaklanmıştır. O nedenle kişiyi yaşadığı çevre ile birlikte değerlendirilebilecek bir hizmet sunumu, pilot uygulamanın gündeminde değildir. Söylenilenin aksine bu program, sağlık hizmetine ulaşabilme konusunda var olan eşitsizlikleri hiçbir biçimde yok edemeyecek, ancak daha da derinleştirecektir. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun katkı paylarını % 70'e çıkartması, bizi böyle düşündürüyor. Üzerine fark vererek tedavi görmek isteyenlerin ödeyeceği bedeli, o hastanenin alacağı puan belirleyecektir. Peki o puan nasıl hak edilecek ve A, B, C, D grubu hastanelere göre fiyat farkı alınacaktır? Hasta haklarına verilen önem mi sizce? Yatak başına düşen hemşire sayısı ya da ameliyathane sayısı mı? Hasta ve çalışanların güvenliği mi yoksa? Böyle denilebilir belki. Ama burada sınıflanan, kar zarar hesabı içindeki hastaneler değil, "ceplerindeki paraya göre" insanlar olacaktır. Dönüşümün bedelini verdiği vergilerle, primlerle ve katkı payları ile yeniden ve yeniden ödemek zorunda bırakılan, sağlıklarını satın almak konusunda dara düştüklerinde de, sağlıklarını yitiren A, B, C, D sınıfı insanlar olacaktır. Koruyucu sağlık hizmeti üretimi, toplumdan talep beklemez. Kendi denenmiş doğrusunu uygular. Çünkü toplum, örneğin kendisine "hangi aşının yararlı" olacağını, "hangi hastalığa salgın incelemesi" yapılması gerektiğini, "hangi konuda yapılacak sağlık eğitimi" ile hızlı ve kolay sonuç alınabileceği gibi koruyucu hizmetlere gereksiniminin farkında olmayabilir. Koruyucu sağlık hizmeti, ancak üretilmediği zaman yaratacağı sorunlarla görünür hale gelir, eksikliği fark edilebilir. Örneğin hatırlamakta yarar var ki, bu ülkenin sağlık çalışanları "kısırlık yaptığı ve benzeri" onca olumsuz propagandaya rağmen, okulda, çarşıda, pazarda, sokakta, evde ağızdan iki damla aşı damlatarak, çocuk felci hastalığını bu ülkeden yok etmiştir. Çocuk felci nedeniyle sakat kalan çocukları etrafınızda artık görmediğinizi fark etmezsiniz. Bu araştırma sonuçlarına göre, gelecekte neler beklenmeli? Yapılan araştırma gösterdi ki, pilot uygulama ile sağlık alanında belirgin bir iyileşme sağlanamadığı gibi, birinci basamaktaki sağlık hizmeti sunucuları ile halkın arasındaki ilişki poliklinik hizmetlerine indirgenmiş durumda. Aile hekimliği merkezlerinde "muayenehanecilik" anlamına gelen bugünkü anlayış, sağlığa erişme ve yararlanma olanaklarını tümüyle, ama özel olarak, ana çocuk sağlığı hizmetlerini yoksullar aleyhine geriletmiştir. Kır-kent, yoksul-zengin eşitsizliği yoksullar ve kırsal kesim aleyhine kötüleşmiştir. Gelecekte sağlık hizmetine erişimde eşitsizliklerin artacağı su götürmez bir gerçek. Hastalandığı zaman bile, son ana kadar hekime başvurma alışkanlığı olmayan toplumumuzda, "koruyucu sağlık hizmeti sunumu için insanların talep etmesini" beklemek, bu hizmetlere toplum erişimini azaltacaktır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin yitirilmesi, bu hizmetlerle önlenebilecek hastalıkların sıklığını artıracak ve uzun dönemde sağlık düzeyindeki önlenemez düşüş, kaçınılmaz olacaktır. Uzunca bir not... Yazının hazırlanması sırasında çalışmalarından yararlandığım Dr. Ata Soyer'e kişisel, saha çalışmasındaki özverili katkıları nedeniyle de, Yrd. Doç Dr. Seval Alkoy ve Doç. Dr. Muzaffer Eskiocak'a Eskişehir Tabip Odası adına, teşekkürlerimi iletiyorum... Saha çalışmamız boyunca kimi zaman kapıldığımız umutsuzluklara rağmen, herkes heyecanlıydı... Bu heyecana ayak uyduran, destek olan hatta körükleyen herkese, herkes adına teşekkür ediyorum. Eskişehir Tabip Odası Başkanı Dr. Muharrem Şenel, çalışma boyunca iyimser kalabilmeyi başarıp, yedek enerji kaynağı gibi her an herkesi ayaklandırabilen Dr. Birtürk Özkavak, göçer çadırlarının tarihine adını nakşeden Dr. Akif Aladağ, ilk günkü karakol testiyle nerede yanlış yaptık diye bizi ürküten Dr. Serdar Çıtak, nöbetlerinden artan günlerinde dağ bayır gezen Dr. Ali Fırat Varol ve Dr. Murat Erol, hepimizin pilinin bittiği final ortamına gün ışığı gibi düşen Dr. Neşe Yılmaz, saha çalışmasının en önemli kazançlarından biri olan Emine, sessiz katalizör Aynur, Tıp öğrencileri, SES çalışanları ve saymayı unuttuğum herkes... Emek verip bizi renklendiren, güç katan herkes... Herkesin ellerine sağlık... Ocak 2010 - Eskişehir |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Dr. Halil Aydınoğlu