| TEKEL DİRENİŞİ DEĞİŞTİRİYOR - Sayı 43 |
|
|
|
Tekel işçilerinin 40 günü çoktan aşan direnişi herkese bulunduğu yeri bir kez daha düşündürmeye tarif ettirmeye başladı. Öyle ya birileri artık tarihin sonuna gelindiği, sınıfların olmadığı yenidünya düzeninden bahsediyor bir sürü yeni kuram geliştiriyordu. Başka birileri işçi sınıfının çoktan niteliğini kaybettiğini sendikaların anlamsızlığını zayıflığını güçsüzlüğünü anlatarak sürekli kendi durdukları yeri sağlamlaştırmaya çabalıyordu. Doğrusu ortada çokça umutsuz teslimiyetçi inancını çoktan yitirmiş düşünür ve düşünce akımları gırla gidiyordu.
Kırk günü aşan eylemlerin nasıl biteceğinden daha kaç gün süreceğinden bağımsız olarak sağlık çalışanlarının gözü kulağı da Tekel işçilerinde. Sağlık alanında son yıllarda devreye sokulan yıkım politikaları sonuçları açısından hiçte tekel işçilerinin yaşadıklarından farklı değil. Ülkede bütün alanlarda uygulanan neoliberal politikaların en yakıcısı sağlık alanında uygulanmaya başlanmıştı. Popülist bir söylemle halkın geçmişten beri sağlık alanında uygulanan yanlış politikalara karşı tepkilerinin yedeklenerek sürdürülen uygulamalar artık acı mecrasına girmeye başladı. Başlangıçta büyük hastanelerde kimi hizmetlerin taşeronlaştırılmasıyla başlayan Birinci Basamak Hizmetlerini özelleştirmede hayli yol alan, en son tam günle beraber, ikinci üçüncü basamak sağlık hizmetlerine doğru gelişen yıkım politikaları, kendi finans (SGK) mekanizmasını da yaratarak bir hayli yara açtı. Elbette Sağlık alanında bu yıkımlar sürerken başta TTB ve SES olmak üzere çalışanların örgütleri meslek odaları güçlü tepkiler örgütlemeye çalıştılar. Birçok panel, toplantı, basın açıklaması hatta iş bırakmalara varan eylemler örgütledilerse de bu geniş kitlelere ulaşan sonuç alıcı etkililikte olmadı. Bunun nedenleri elbette çok değişkenli olarak tartışılabilir. Sağlıkta yıkım süreci artık hem halk açısından hem de sağlık çalışanları açısından çok daha açık ve acıtıcı olarak anlaşılmaya başladığı günlere denk düşen Tekel Direnişi Sağlık alanında ki mücadeleyi de kuşkusuz etkileyecektir. Baştan söylediğimiz gibi bireysel teslimiyetçi işbirlikçi anlayışların zayıflayacağı yerine mücadeleci dayanışmacı bir dalganın geleceği görünmektedir. Bu önümüzdeki günlerde Sağlık Hakkını, çalışanların haklarını korumayı genişletmeyi demokratik bir çalışma yaşamını savunan mücadele eden örgütlere önemli görevler yüklemektedir. Yeniden hızla gelişmelere müdahil olan bunları halka ve sağlık çalışanlarına doğru şekilde aktaran üyelerinin kitlesel olarak sürekli merkezinde olduğu eylemlilikler gerçekleştirmek çok önemli görünmektedir.Tekel işçileri dosta düşmana bir kez daha göstermiştir ''kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz''. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Dr. Birtürk ÖZKAVAK