| Toplum ve Hekim'den - Sayı 43 |
|
|
|
Bir naklen yayın... Bir medya patronu Ege'de yat limanı işletmeye açıyor, açılışta başbakan ve bakanlar... Yat limanı doğal olarak kamu alanında, ancak yürütmenin oluru ile gerçek veya tüzel kişiliklerce kullanılabilir. Patronun bankası ve şirketleri var, üretim, ticaret yapıyor... Televizyon ve radyosunda da özgür habercilik yapacak... Bir spor yorumcusu görevden alınıyor... Bir diğer spor yorumcusu "bu gözdağıdır diyor, amaç diğer spor yorumcularını yola getirmek". Bir medya grubu vergi cezaları ile boğuşuyor... Yargı ile ilişkili bakanın yargı üyelerinin seçiminde kota isteyip aldığı yazılıyor... Doğru mu? Hayır diyerek tekzip çıkmıyor... Kilitlenmiş yargı seçimleri yapılıyor... Ülkemizden çekilebilecek fotoğraflardan bir kaçı bunlar. Demokratik yaşamın önemli ayakları arasında yasama ve yürütmenin yanında yargı ve basın-yayın olmazsa olmaz olarak kabul edilmektedir. Bu kurumlar belki de toplumsal yaşamın güç odakları olarak yorumlanmalıdır. Bu bağlamda irdelendiğinde kurumların bağımsızlığı önem taşımaktadır. Kamuoyu ve kamuoyu baskısı oluşturulması bu kurumların bağımsızlığı ölçüsünde sağlıklı olacaktır. Sahte tam gün yasası karşısında yaygın basın-yayın organlarının faaliyetleri yukarıdaki fotoğraf ile uyum içinde... Bakanlık kaynaklı bilgilendirmeler haberin temel malzemesi... Sorun doktor maaşına indirgenmiş... Hekimlerin itiraz noktaları vurgulanmıyor. Çarşaf çarşaf alınacak paralar yazılıyor... Oysa hekimler ne diyor? Tam Gün Yasası ile hekimlerin maaşı neredeyse tek kuruş artmıyor. Yapılan sadece aylık gelirlerin bir kısmının, evet yanlış duymadınız tamamının değil bir kısmının devlet garantisi altına alınması. Bu arada hekim dışı sağlık çalışanlarının hak ettikleri döner sermaye gelirlerinin ödenme garantisi yok. Ödeme için kaynak vatandaşın cebi olarak işaret ediliyor... Hekimler "sağlık haktır, ticarileştirilemez" diyor. Böyle yaparsanız "paran kadar sağlık" olur. Yolcuların can güvenliği için doğru bir yaklaşımla şoförlerin çalışma saatlerine sınır koyanlar, doktora 7/24 çalışmayı öngörüyorlar. Başbakanın söylediği maaşları almak için ortalama günlük çalışma süresinin 20 saate yakın olması gerekiyor. Hastaların güvenliği mi? Yorgunluktan tıbbi hataların artma riski mi? Çözüm hazır sigorta hastanın kaybını öder, zorunlu meslek sigortası yapalım... Buna Yılmaz Özdil cevap veriyor: "Gece yarısı ateşi 40'a vuran evladını Azrail'in elinden almanın, hızara kaptırdığın parmağını yerine dikmenin, görmeyen gözünü gördürmenin, kanserini erken yakalamanın fiyatı nedir?" Ya da "bir canın bedeli" neyle ölçülebilir? Eee kardeşim TTB ve tabip odaları da hükümetle görüşüp uzlaşsaydı, hatta alternatifi nedir, ortaya koysaydı diyenler var bir de... Biliyorlar yapılan görüşmeleri, iletilen önerileri, hatta yasa tasarılarını... Onların da bir kısmı ders çıkartmış gibi gelişmelerden...
Türk Tabipleri Birliği (TTB) seçimlerine "Türkiye Hekim Platformu (THP)" adıyla katılan... Yandaş tabip odaları bir türlü inanmadı söylediklerimize. Peki sonra ne oldu, kendisine seni bakanlığa alalım denilen temsilcinin macerası nasıl bitti dersiniz?...
Onu da THP temsilcisinin "Bakanla 7 Saat Görüşüp Hiçbirşey Anlatamamak" başlıklı son yazıdan aktaralım. "Arkadaşlar haklı çıktı, 6 ay oldu beni ne arayan var ne soran. Bunu, Bakanlığa gitme arzumdan dolayı değil, verilen sözün yerine getirilmemesini tespit adına yazdım. Tıpkı THP'na verilen sözlerin yerine getirilmediği gibi. Ne diyelim... Bir musibet bin nasihatten iyidir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Prof. Dr. İlhan ÖZGÜNEŞ